Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/6430 E. 2012/1850 K. 16.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6430
KARAR NO : 2012/1850
KARAR TARİHİ : 16.02.2012

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Asliye Hukuk İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla maddi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, iş kazası sonucu sürekli işgöremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişindir.
Mahkemece, olayın % 100 kaçınılmaz olduğu yönündeki 02.09.2009 tarihli kusur raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davalılar H.. K.. ve M.. A..’un bina inşaatı işini, yüklenici (davalı) İ.. G..’e verdikleri, davacının İ.. G..’ün işçisi olduğu, 05.04.2000 tarihinde inşaat alanında proje, aplikasyon ve kalıp çalışması yapılırken, şiddetli rüzgar nedeniyle, davalı …’a ait bitişik binanın çatısından kopup gelen tuğla ve kiremit parçalarının davacının başına isabet etmesiyle yaralandığı anlaşılmaktadır. Davacının davalılara karşı açtığı tazminat istemine ilişkin bu davada 3 defa kusur raporu alınmış ve olayın % 100 kaçınılmaz olduğunu belirten 02.09.2008 tarihli kusur raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmiş ise de, bu sonuç doğru olmamıştır.
İnsan yaşamının kutsallığı çerçevesinde işverenin işçilerin sağlığını ve güvenliğini sağlamak için gerekli olanı yapmak ve bu husustaki şartları sağlamak ve araçları noksansız bulundurmakla yükümlü olduğu İş Kanunu’nun 77. maddesinin açık buyruğudur.
İş kazasından doğan tazminat davalarının özelliği gereği, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işyerinde uygulanması gereken İşçi Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliği ilgili maddelerini incelemek suretiyle, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde belirlenmelidir.
Oysa hükme dayanak alınan 02.09.2009 tarihli kusur raporunda, İş Kanunu’nun 77. maddesinin öngördüğü koşullar gözönünde tutularak ve özellikle olayın oluş biçimine ve işyerinin niteliği ve konumu nazara alınarak, işverenin işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere uyulup uyulmadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenerek kusurun aidiyeti ve oranı hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanmamıştır. Hal böyle olunca hükme esas alınan kusur raporunun İş Kanun’un 77. maddesinin öngördüğü koşulları içerdiği, giderek hükme dayanak alınacak nitelikte olduğu söylenemez.
Yargılama sırasında düzenlenen ve hükme esas alınmayan 23.01.2007 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, anılan iş kazasında davalı taşeron İ.. G..’ ün %70 , davacının ise %30 oranında kusurlu olduğu, ayrıca M.. A.. ile,H.. K.. ve C.. E..’ ın olayda kusursuz olduklarının mütala edildiği; 24.02.2008 tarihli raporunda ise, M.. A.. ile H.. K..’in asıl işveren olarak %30 (her biri % 15 ), taşeron İ.. G..’ün %15, davacı İ.. D..’ ın %15 oranında kusurlu oldukları, olayda %20 oranında da kötü tesadüf ve kaçınılmazlık olduğu görüşünün bildirildiği görülmüştür.
Yapılacak iş, iş kazasındaki oluşa uygun ve İş Kanun’un 77. maddesinin öngördüğü koşulları içerdiğinden 24.02.2008 tarihli kusur raporu esas alınarak, diğer deliller de toplanıp değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 16/02/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.