YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6514
KARAR NO : 2012/1521
KARAR TARİHİ : 13.02.2012
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu malüliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekilince temyiz edilmesi Yerel mahkeme 25/03/2010 tarihli kararıyla temyiz isteğinin reddine karar vermiş, red kararının yine davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-23.2.2010 tarihinde tarafların yüzüne karşı verilen kararın davacı vekilince … 10 İş Mahkemesi vasıtasıyla gönderilen 1.3.2010 havale tarihli dilekçe ile süresinde temyiz edildiği anlaşıldığından davacının temyiz talebinin reddine dair Alanya iş mahkemesinin 25.3.2008 tarihli ek kararın kaldırılmasına.
2-Dava,18.6.2006 tarihinde geçirdiği iş kazasında hayatını kaybeden sigortalının eşinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece,19.288,63 TL maddi,15000,00TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden 1977 doğumlu olan maktül sigortalı ..’in 18.6.2006 tarihinde meydana gelen iş kazasında hayatını kaybettiği,iş kazasında ölenin %20 kusuru bulunurken kalan kusurun farklı oranlarda davalılara ait olduğu anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın
gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı eş … yararına hükmedilen 15.000,00TL manevi tazminat azdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 13.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.