Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/6539 E. 2012/2205 K. 23.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6539
KARAR NO : 2012/2205
KARAR TARİHİ : 23.02.2012

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Asliye Hukuk İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/05/1979- 22/05/2006 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01.05.1979-22.05.2006 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile,davacının davalıya ait demircilik işyerinde 01.05.1979-22.05.2006 tarihleri arasında 05.11.1980-05.07.1982 tarihleri arasındaki askerlik süresi dışında her ay 8 günden toplamda 2438 gün asgari ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtayın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ilc çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davacının davalı işyerinden işe giriş bildirgesinin verilmediği, davalı işyerinden bildirilen hizmetinin bulunmadığı, davalıya ait işyerinin Kurumda tescilli olmadığı,davalı tanıklarının işyerine komşu olduğunu belirttikleri adreste 1998 yılından itibaren ikamet ettikleri,bu nedenle davacının 1998 yılından öncesine ait çalışmalarını bilemeyecekleri, diğer tanıkların ise komşu işyeri tanığı oldukları hususunun belgelendirilmediği, beyanlarının davacının çalışmasının konusu, niteliği, başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında hüküm kurmaya elverişli ve yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği ve tespit talebinde bulunulan sürenin uzunluğu da gözetilerek soruşturmayı genişletmek, davacı ile aynı dönemlerde komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına, resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını veya işverenleri tespit edip beyanlarına başvurmak, daha önce dinlenen komşu işyeri tanıkları ve diğer tanıkların tanıklık yaptığı dönemle ilgili belgeleri getirtmek ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar vermektir.
Kabule göre de, davacı dava dilekçesinde davalıya ait işyerinde aralıksız çalıştığının tespitini istediği halde aralıklı çalıştığı kabul edilerek kısmen kabul kararı verildiğinden yargılama giderlerinin taraflar arasında paylaştırılmaması ve davalılar yararına avukatlık ücretine hükmolunmaması isabetsiz olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan N.. M..’a iadesine, 23/02/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.