YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6567
KARAR NO : 2012/2213
KARAR TARİHİ : 23.02.2012
MAHKEMESİ : … İş Mahkemesi
Davacı, tedavi masrafların yasal faiziyle Kurumdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacılar murisinin tedavisi nedeniyle yapılan ve mahkeme kararı ile kesinleşen 33.205,52TL giderin, yapıldığı tarihlerden itibaren hesaplanacak yasal faizinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 11.000,00TL’sinin davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesi istemine ilişkindir.
Davacı vekili 29.03.2010 tarihli duruşmada talebini düzelttiğini ve açıkladığını belirterek kesinleşen davada hükmedilen 33.205,52TL giderin yapıldığı tarihten itibaren yürütülecek yasal faizinin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile, 33.205,52TL tedavi gideri alacağının asıl alacak hariç olmak üzere 11.04.2006 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,faizin başlangıç tarihine yönelik fazla istemin reddine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
Davalar mahkemeden istenen hukuki korunmaya göre eda, tespit ve inşai olmak üzere üçe ayrılır. Eda davasında davacı taraf, davalı tarafın bir şey vermesini, bir şey yapmasını veya bir şey yapmamaya mahkum edilmesini isterken, tespit davasında ise amaç sadece bir hukuki ilişkinin (münasebetin) var olup olmadığının tespit altına alınmasıdır. Tespit davası eda davasının öncüsüdür. Henüz şartları tamam olmadığı için açılamayan eda davası için ilerideki hukuki ilişkinin belli edilmesi bakımından kesin delil olarak kullanılmak üzere tespit davası açılabilir. Davacının tespit davası ile istediği hukuki korunma diğer dava çeşitlerinden biri ile sağlanabiliyorsa ya da sağlanmak zorundaysa o zaman davacının (o konuda ) tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur. Kaldı ki tespit davasında yalnız tespit hükmü verilir, ayrıca eda hükmü verilemez.
Öte yandan, HUMK.’nun 83. ve devam maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya istem sonucunun değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir davanın açılması olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur.Öte yandan harca tabi davalarda her dava açılırken davalıdan başvurma harcı ile nispi harca tabi davalarda nispi karar ve ilam harcının dörtte biri peşin olarak alınır. Gerekli harçlar alındıktan sonra dava dilekçesi esas defterine kaydedilir ve dava, dava dilekçesinin esas defterine kayıt edildiği tarihte açılmış sayılır.
Somut olayda, davacılar dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 11.000,00TL faiz alacağının tahsilini istemiş,davacılar vekili 29.03.2010 tarihli duruşmada ise talebini düzelttiğini ve açıkladığını belirterek kesinleşen davada hükmedilen 33.205,52TL giderin yapıldığı tarihten itibaren yürütülecek yasal faizinin davalıdan tahsilini istemiştir.Hal böyle olunca, söz konusu ıslahın maktu ıslah harcı yatırılmadan yapılmasına göre usulüne uygun olmayan ıslaha değer verilerek hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş, kesinleşen dosyada belirlenen tedavi gideri alacağının yasal faizinin hesaplanması için bilirkişiden rapor almak, sonucuna göre davacıların talebi ile bağlı kalınarak karar vermektir.
Kabulü göre de,davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde davalı Kurum yararına avukatlık ücretine hükmolunmaması hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 23/02/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.