YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/666
KARAR NO : 2011/1459
KARAR TARİHİ : 22.02.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinde doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı ile davalılardan … Metal San. Tic. A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davacının tüm, davalı … Sanayii ve Ticaret A.Ş’nin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, davacının iş kazası sonucu cismani zarara uğraması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kısmen kablüne karar verilmiştir.
Davacının iş kazası sonucu % 6,3 oranında malul olduğu olayda, davacının % 25 oranında, davalıların da % 75 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir . Takdir edilecek miktar,
mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı yararına 4.000.00-TL. manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 8.000.00-TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı kararın diğer davalı … Tahmil Tahliye Sanayii ve Ticaret Limited Şirketi yönünden kesinleştiği ve taraflar yararına oluşan kazanılmış hak ilkesi de gözetilerek düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tümüyle silinerek yerine;
“1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
2-Davacının maddi tazminat talebinin REDDİNE,
3- 8.000.00 TL manevi tazminatın 11.1.1999 olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı …Tahmil Tahliye Sanayii ve Ticaret Limited Şirketinden tahsili ile davacıya verilmesine, diğer davalı … Sanayii ve Ticaret A.Ş’nin ise diğer davalı aleyhine hükmedilen miktardan 4.000.00 TL ve bu miktara olay tarihi olan 11.1.1999 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiz ile diğer davalıyla birlikte sorumlu tutulmasına, fazla istemin REDDİNE,
4- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden taktir edilen 960.00 TL avukatlık ücretinin davalı … Sanayii ve Ticaret A.Ş’nin sorumluluğu 575.00 TL ile sınırlı olmak üzere davalılar … Metal Sanayii ve Ticaret A.Ş ve …Tahmil Tahliye Sanayii ve Ticaret Limited Şirketinden birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 575.00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davada kendini vekil ile temsil ettiren davalı … Sanayii ve Ticaret A.Ş’ne verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan toplam 876,75 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesaplanan takdiren 350,40 TL’nin davalı … Sanayii ve Ticaret A.Ş’nin sorumluluğu 175,35 TL ile sınırlı olmak üzere davalılardan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Alınması gereken 432.00-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 270.00 TL nisbi harçtan düşümü ile kalan 162.00 TL karar ve ilam harcının davalılar … Metal Sanayii ve Ticaret A.Ş ve …Tahmil Tahliye Sanayii ve Ticaret Limited Şirketinden tahsili ile Hazine’ye gelir kaydına, davacı tarafından peşin yatırılan 270.00 TL nisbi harç ile 14.00 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 284.00 TL harcın davalı … Sanayii ve Ticaret A.Ş’nin sorumluluğu 140,00 TL ile sınırlı olmak üzere davalılardan alınarak davacıya verilmesine” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harçlarının ilgililerine yükletilmesine, 22.02.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, davacının geçirdiği iş kazası sonucu sürekli işgöremez duruma gelmesi nedeniyle maddi ve manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının iş kazası sonucu %6.3 oranında sürekli iş göremez duruma geldiğinin kabulüyle davacının maddi zararı SGK’ca bağlanan gelirin peşin sermaye değeri ile karşılandığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine, %6.3 oranındaki sürekli iş göremezlik oranı gözetilerek 8.000.00-TL manevi tazminatın 11.1.1999 olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan tahsiline, fazla manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Karar davacı … davalı … A.Ş. tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 11.1.1999 tarihinde iş kazası geçirdiği SGK’ca davacıya 11.1.1999-31.7.2000 tarihleri arasında geçici iş göremezlik ödeneği ödendiği 10.10.2002 tarihinde kontrol kaydı ile %22.2 oranında sürekli iş göremez duruma geldiğinin kabulüyle davacıya sürekli işgöremezlik geliri bağlandığı, yapılan kontrol sonucu sürekli iş göremezlik oranının değişmediği, davalı şirket vekilinin sürekli iş göremezlik oranına itiraz etmesi nedeniyle mahkemece Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden alınan 3.6.2005 tarihli raporla davacının sürekli iş göremezlik oranının %6.3, ATK Genel Kurulundan alınan 23.2.2006 tarihli raporla %6.3 olarak belirlendiği, mahkemece hükme esas alınan 12.3.2008 tarihli hesap raporunda 6.3 oranına ve işverenin %75 kusuruna göre SGK’ca geçici iş göremezlik ödeneğinin tenzilinden sonra davacının maddi zararının 6.467.66-TL olarak belirlendiği, mahkemece SGK’dan davacının %6.3 sürekli iş göremezlik oranına isabet eden peşin sermaye değerinin sorulması üzerine SGK’ca gelirin %22.2 oranına göre bağlandığı bildirilerek %6.3 oranına göre peşin değer hesabının yapılamayacağının bildirildiği, mahkemece SGK’dan yeniden %6.3 oranına göre peşin sermaye değerinin bildirilmesinin istenmesi üzerine SGK’ca sürekli iş göremezlik oranı konusunda kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadıkça ATK’ca belirlenen oranının esas alınamayacağının bildirildiği, mahkemece SGK’na yeniden müzekkere yazılarak “oranın değiştirilmesinin istenmediği, sadece bağlanan gelirden %6.3 oranına isabet eden kısmın bildirilmesinin” istenmesi üzerine SGK’ca %6.3 oranına isabet eden peşin sermaye değerinin 7.247.90-TL olarak bildirildiği mahkemece davacının %6.3 oranına göre belirlenen maddi zararının 6.467.66-TL olduğu bu zararın bağlanan gelirle karşılandığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın ödetilmesine ilişkin davalarda (tazminat davaları) öncelikle haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için Kurum tarafından sigortalıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tazminattan düşülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş ve yerleşmiş görüşlerindendir. Diğer yandan, sigortalıya bağlanacak gelir ve hükmedilecek maddi ve manevi tazminatın miktarını doğrudan etkilemesi nedeniyle, işçide oluşan meslekte güç kayıp oranının hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeksizin kesin olarak saptanması gerekir.Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın 19. maddesidir. Anılan maddeye göre iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum sağlık kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalının sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanacağı, iş kazası ve meslek hastalığı sonucu sürekli iş göremezlik hallerinde meslekte kazanma gücündeki kayıp oranının belirlenmesine ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği bildirilmiştir.
Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 45. maddesinde sürekli iş göremezlik gelirinin iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan hastalık ve özürler nedeniyle Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden Kurum Sağlık Kurulunca meslekte kazanma gücü en az %10 oranında azalmış bulunduğu tespit edilen sigortalıya bağlanacağı bildirilmiştir.
Maluliyet oranının tespiti ile ilgili ihtilaf Sosyal Güvenlik Kurumunun hak alanını doğrudan ilgilendirmekte olup, temyize konu tazminat davasında Sosyal Güvenlik Kurumu taraf değildir
İş kazası sonucu oluşan sürekli iş göremezlik oranının tespitine ilişkin kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmadıkça, Sosyal Güvenlik Kurumunca davacıya mahkemece belirlenen sürekli iş göremezlik oranı esas alınarak gelir bağlanmayacağından, bu gelirin peşin sermaye değeri maddi zarardan düşülmeden, Kurumca karşılanmayan maddi zarar miktarını belirleme imkanı bulunmadığından maddi tazminat istemli Sosyal Güvenlik Kurumunun taraf olmadığı bu davada sürekli iş göremezlik oranının tespitinin yapılamayacağı, yapılması halinde maddi tazminat istemli davanın sonuçlandırılmasının fiilen mümkün olmadığı ortadadır.HGK.’nun 07.02.2007 tarihli, 2007/21-69 Esas, 2007/55 Karar sayılı kararı da bu yöndedir.
SGK Başkanlığının taraf olmadığı bu davada sürekli işgöremezlik oranı belirlenemeyeceğinden ve sürekli işgöremezlik oranına davalı taraf itiraz ettiğinden öncelikle yapılması gereken iş davalıya SGK Başkanlığını ve davacıyı hasım göstermek suretiyle sürekli iş göremezlik oranının tespiti davası açması için önel vermek, açılacak davayı bekletici mesele saymak ve çıkacak sonuca göre karar vermektir.
Ayrıca somut olayda davacının Kurumca kabul edilen sürekli iş göremezlik oranı %21.2 olduğu ve davada SGK Başkanlığı taraf olmadığı halde mahkemece ATK Genel Kurulu tarafından belirlenen %6.3 oranı üzerinden maddi zarar hesabı yaptırılıp bu oran %10’un altında olduğu ve sürekli iş göremezlik oranının %10’un üzerinde olması halinde SGK’na gelir bağlanabileceği gözetilmeksizin davacıya SGK’ca belirlenen %21.2 oranına göre bağlanan gelirin %6.3 oranına isabet eden peşin sermaye değeri düşülmek suretiyle maddi zararın bağlanan gelirle karşılandığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiş olması da mahkemenin kabul şekli bakımından yasaya aykırı olmuştur.
Tarafların manevi tazminatın miktarına yönelik temyiz itirazları ise sürekli iş göremezlik oranına ilişkin ihtilaf çözümlendikten sonra değerlendirilmelidir.
Davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle bozulması görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun davacının tüm temyiz itirazlarının reddine ve manevi tazminatın miktarının indirilerek mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına ilişkin kararına katılmıyorum.