Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/6736 E. 2010/7678 K. 29.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6736
KARAR NO : 2010/7678
KARAR TARİHİ : 29.06.2010

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 13.01.1984-01.01.1991 tarihleri arasında … sigortalılığının tespiti ve 13.04.2007 tarihinde emekli olduğunun tespiti ve emekli maaşlarının faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının 13.01.1984-01.01.1991 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olduğunun tespiti ile 13.04.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuç usul ve yasaya uygun değildir.
1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde zorunlu … sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 4.5.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulu kaldırılmış, sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulu getirilmiş, 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş, ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş, ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 13.4.1992 tarihli giriş bildirgesi üzerine davalı Kurumca 20.4.1982 tarihi itibariyle 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı olarak kayıt ve tescil edildiği, 13.1.1984 tarihinde vergi kaydının bitimiyle terkin edilip, vergi kaydının devamı nedeniyle 1.1.1991 tarihinde yeniden tescilinin yapıldığı, 26.4.2007 tarihli T-İB formu nedeniyle sigortalılığının bu tarih itibariyle terkin edildiği, 1992 ve 1997 aflarından yararlanıp ilk kez 14.4.1992 tarihinde prim ödemeye başladığı ve 12.4.2007 tarihine kadar düzenli prim ödemesinde bulunduğu, davacının 16.11.1992-15.8.2005 tarihleri arasında Şoförler Odası, 1.1.1982-13.1.1984, 1.1.1991-16.6.1994, 21.6.1994-30.11.2003 tarihleri arasında vergi kaydının ve 18.12.1992-22.8.2007 tarihleri arasında da Esnaf Sicil kaydının devam ettiği, 24.8.2007 tarihli tahsis talebinin Kurum’ca şartları bulunmadığından reddedildiği anlaşılmaktadır.
Her ne kadar davacının vergi kaydı 13.1.1984 tarihinde sona ermiş ve davacının uyuşmazlık konusu olan 13.1.1984-1.1.1991 tarihleri arasındaki dönemde 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılık koşullarını taşımadığı anlaşılmakta ise de; prim ödeme ekstresinden ve Kurumun 9.4.2010 tarihli yazısından sigortalının 13.1.1984-1.1.1991 tarihleri arasındaki ödemelerinin af kapsamında olduğu belirtilmiş, ancak bu ödemelerin hangi tarihler arası sigortalılık dönemine karşılık olarak yapıldığı belirlenmemiştir.
Davacının önceden …’a tescili bulunduğundan, Kurum’ca hiçbir araştırma yapılmaksızın zorunlu sigortalı sayılarak 1992 ve 1997 affından yararlandırılarak prim borçlarının tahsil edildiği anlaşılmaktadır. Davacıyı kendi hatalı işlemi nedeniyle yıllarca sigortalı sayan Kurumun, davacıya sigortalı olduğu inancını verdikten sonra yaptığı yanlışlığın farkına vararak sigortalılık süresini indirmesi iyi niyetten uzaktır. Yargıtay H.G.K.’nun 01.10.1997 gün, 1997/10-578 E., 1997/758 K.sayılı kararında da belirtildiği üzere; davacının, Sosyal Güvenlik Hukuku ilkeleri ve Medeni Kanunu’nun 2. maddesinin uygulanmasının zorunlu bir sonucu olarak primi alınan süreler bakımından zorunlu sigortalı kabul edilmesi gerekir.
Yapılacak iş; davacının aftan yararlanıp geçmişe dönük olarak ödediği primlerin ihtilaf konusu olan 13.1.1984 ile 1.1.1991 tarihleri arasındaki sigortalılık süresini tam olarak kapsayıp kapsamadığını sormak, tamamını kapsamıyor ise ne kadarlık süreye ilişkin prim ödemesinde bulunduğunu Kurum’dan hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde sormak, verilen cevaba göre davacıyı karşıladığı sürelerde 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalı kabul etmek, buna göre tam veya kısmi yaşlılık aylığı şartlarını değerlendirerek çıkacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 29.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.