YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/680
KARAR NO : 2010/8464
KARAR TARİHİ : 13.07.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle 107.229.76 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalılar vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 13.07.2010 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılar vekili Avukat … ile karşı taraf vekili Avukat … Çenk Üstünkaya geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 11.08,2005 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacı anne …’nin maddi zararı sigorta tahsisleri peşin sermaye değeri ile karşılandığından maddi tazminat isteminin reddine, baba …’nin maddi tazminat isteminin kabulüne, davacı anne, baba ve kardeşlerin manevi tazminat istemlerinin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemenin davacı annenin maddi tazminat isteminin reddi ile davacı anne ve baba yararına manevi tazminat takdirine ilişkin kararı yerindedir. Ancak davacı kardeşler yararına manevi tazminatın takdirinde yanılgıya düşülerek anılan davacılar yararına fazla manevi tazminat takdir edildiği, davacı baba …’nin emekli aylığı aldığı anlaşıldığı halde lehine maddi tazminata karar verildiği görülmektedir.
Davacılar Gülseher ve Bahattin’in çocukları, diğer davacıların ise kardeşleri olan sigortalı Mehmet Şahinci’nin ölümü ile sonuçlanan iş kazasında, sigortalının % 30, davalı işverenin % 50, davalı fabrika müdürü …’ın % 10, davalı … sorumlusu …’ün % 10 oranında kusurlu olduğu dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı kardeşler Yusuf, Ahmet, Meryem ve Neriman yararına hükmolunan 10.000,00-TL manevi tazminatın fazla olduğu açıkça belli olmaktadır.
Davacı …’ye maddi tazminat verilmesine ilişkin hükme yönelik davalıların temyiz itirazlarına gelince:
Dava nitelikçe Sosyal Sigortalar Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu nedenle, haksız zenginleşmeyi ve mükerrer ödemeyi önlemek için kurum tarafından hak sahiplerine bağlanan gelirin Peşin Sermaye değerinin belirlenen tazminattan düşürülmesi gerektiği Yargıtay’ın oturmuş yerleşmiş, görüşlerindendir. Bu bakımdan, davanın niteliği göz önünde tutularak öncelikle hak sahiplerine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından iş kazası nedeniyle gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılması, gelir bağlanmış ise, bildirilen miktarın, tazminattan düşülmesi, gelir bağlanmamış ise bu yön, hak sahibinin tazminat hakkını doğrudan etkileyeceğinden hak sahibine; gelir bağlanması için Sosyal Güvenlik Kurumunu davaya dahil etmesi için önel verilmesinde yasal zorunluluk olduğu açıktır. Başka bir anlatımla, hak sahibi tarafından Kurum aleyhine açılan davada, 506 Sayılı Yasanın 24.maddesinin öngördüğü koşulların oluşmadığının saptanması durumunda; hak sahibine, gelir bağlanmayacağı giderek, hak sahibinin, destekten yoksun kalma tazminatı isteme hakkına sahip olmayacağı açık-seçiktir.
Somut olayda, hak sahibi baba Bahattin yönünden inceleme ve araştırma yapıldığı, davacı …’nin 600,00-TL emekli aylığı aldığının davacıların ekonomik ve sosyal durumlarının araştırılması sırasında polis marifetiyle tespit edildiği, anılan davacıya kurumun gelir bağlamasının söz konusu olmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. 4958 Sayılı Yasayla değişik 506 sayılı Yasanın 24.maddesinde hak sahibi anne ya da babaya gelir bağlanabilmesi için diğer şartların yanı sıra sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışılmaması veya buralardan her ne ad adı altında olursa olsun gelir ya da aylık alınmaması gerektiği, 5510 sayılı Yasanın 34/d maddesinde ise her türlü kazanç ve irattan elde etmiş olduğu gelirinin asgari ücretin net tutarından daha az olması ve gelir veya aylık bağlanmamış bulunmasının gerekli bulunduğu düzenlenmiştir. Hal böyle olunca davacı …’nin maddi tazminat isteminin reddi gerekirken yazılı şekilde anılan davacı yararına maddi tazminata karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde ve özellikle davacı kardeşler yararına fazla manevi tazminat takdir edilmek davacı … ‘ye kurumca gelir bağlanmadığı göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, davalılar yararına takdir edilen 550.00 YTL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine,
13.07.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.