YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7520
KARAR NO : 2010/10025
KARAR TARİHİ : 18.10.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki delillerle karardaki gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava iş kazası ölüm nedeni ile hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece maddi tazminat istemlerinin SGK’ca karşılandığından reddine davacının manevi tazminat istemlerinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalı …Ş.’nin taahhüdü altında inşa edilmekte olan …SSK Hastanesi inşaat şantiyesinde çalışan muris … 25.09.1999 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu ölmüştür. Kaza nedeni ile davacıları anne … , baba … ile … … … ……davalısı …olan … 3. İş Mahkemesinin 2007/1316 E, 2009/1076 K, sayılı ilamında anne ve babaya 10.000,00’er TL, kardeşlere 3.000,00’er TL’ye hükmedildiği, karar davalı tarafından temyiz edilmeyerek, davacı temyizi de yerinde görülmeyerek kesinleştiği, aynı kaza nedeni ile ikinci defa incelenmekte olan bu davada davacı anne ile baba davalılar York İnşaat A.Ş.’ ile şantiye şefi …dan 5.000,00’er TL manevi tazminat istekleri mahkemece aynen kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık manevi tazminatın bölünüp bölünmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten, hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. Başka bir anlatımla üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının dava konusu yapılması kalanın saklı tutulması olanağı yoktur. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez. Bir defada istenilmesi gerekir. Yargıtay H.G.K’nun 25.9.1996 gün ve 1996/21-397-637 karar ile 13.10.1999 gün ve 1999/21-684-818 sayılı kararıda bu doğrultudadır.
-/-
-2-
Mahkemece,bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin özellikle manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi nazara alınmaksızın Temyiz eden davalı …yönünden … 3. İş Mahkemesinde açılan 2007/1316 Esas, 2009/1076 Karar sayılı davada davacı anne … ile baba …’a 10.000,00 ‘er TL manevi tazminata hükmedilmiş ve karar kesinleşmiş olmakla davacı anne … ile baba …’ın manevi tazminat talepleri yönünden davalılardan York İnşaat A.Ş. ‘nden mükerrer tahsilata neden olacak şekilde yazılı biçimde tekrar manevi tazminata hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki,bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K’nun 438/7.maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ:Hüküm fıkrasının 2. bendindeki “2-Davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulü ile baba … yönünden 5000 TL anne … yönünden 5000 TL olmak üzere toplam 10000 TL manevi tazminat alacağının 25.09.1999 tarihinde itibaren yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine” sözcük ve rakamlarının silinerek yerine,
“2-Temyiz eden davalı …yönünden … 3. İş Mahkemesinde açılan 2007/1316 Esas, 2009/1076 Karar sayılı davada davacı anne ile babaya 10.000,00 ‘er TL manevi tazminata hükmedilmiş ve karar kesinleşmiş olmakla davacı anne … ile baba …’ın manevi tazminat talepleri taraflar yönünden davalılardan York İnşaat A.Ş. ‘nden mükerrer tahsilata neden olmamak ve … 3. İş Mahkemesince verilen ve kesinleşen karar nazara itibara alınmak sureti ile davacıların manevi tazminat taleplerinin kabulüne davacı anne … yönünden 5.000,00 TL, baba … yönünden 5.000,00 TL olmak üzere toplam 10.000,00 TL manevi tazminat alacağının 25.09.1999 tarihinde itibaren yasal faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine “ rakam ve sözcüklerin yazılmasına,hükmün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalılara yükletilmesine, 18.10.2010 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(M) (M)
KARŞI OY
İş kazası sonucu ölen sigortalının davacı anne ve babası 7.6.2004 tarihli dava dilekçesi ile ayrı ayrı 15.000.00-TL maddi, ayrı ayrı 5.000.00-TL manevi tazminatın davalı …Ş. ile …dan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmişler, mahkemece 13.05.2010 tarihli karar ile maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat isteminin aynen kabulüne karar verilmiş, verilen karar her iki davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve bilgilerden davacı anne ve baba ile sigortalının kardeşlerinin 11.12.2007 tarihli dava dilekçesi ile York İnşaat A.Ş.’ni hasım göstererek davacı baba ve anne için ayrı ayrı 30.000.00-TL, davacı kardeşlerin her biri için ayrı ayrı 10.000.00-TL manevi tazminat talep ettikleri, … 3. İş Mahkemesinde görülen davada davalı şirket vekilince derdestlik itirazında bulunulmadığı, …2. İş Mahkemesinin 2008/542 Esas nolu dosyasından hiç söz edilmediği ve manevi tazminatın bölünemezliği itirazında bulunulmadığı, mahkemece 15.12.2009 tarihli karar ile davacı anne ve baba yararına ayrı ayrı 10.000.00-TL, davacı … yararına ayrı ayrı 3000.00-TL manevi tazminata
hükmedildiği verilen kararın davalı şirket tarafından temyiz edilmediği, davacı tarafça temyiz edildiği, Dairemizce 18.10.2010 tarihinde onandığı her iki mahkemenin de diğer dosyadan habersiz yargılamayı sürdürüp sonuçlandırdıkları anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, yargılama hukuku açısından “dava şartı” ile “kesin hüküm” kavramlarının temel hukuki esasları üzerinde durulmasında yarar vardır.
Dava şartları, mahkemenin davanın esası hakkında yargılamada bulunabilmesi için gerekli olan şartlardır. Diğer bir anlatımla, dava şartları, dava açılabilmesi için değil mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır
Mahkeme, hem davanın açıldığı günde, hem de yargılamanın her aşamasında dava şartlarının tamam olup olmadığını kendiliğinden araştırıp, inceler ve bu konuda tarafların istem ve beyanları ile bağlı değildir. Dava şartları dava açılmasından, hüküm verilmesine kadar varolmalıdır. Dava şartlarının davanın açıldığı günde bulunmaması ya da bu şartlardan birinin yargılama aşamasında ortadan kalktığının öğrenilmesi durumunda mahkemece davanın mesmu (dinlenebilir) olmadığından reddetmesi gerekir.
Bu bağlamda, dava konusu uyuşmazlığın daha önce bir kesin hüküm ile (H.U.M.K. md. 237) çözümlenmiş olmaması da dava şartıdır. Bu dava şartı, olumsuz dava şartı adıyla adlandırılır. Birinci dava ile ikinci davanın müddeabihlerinin (konusunun), dava sebeplerinin (vakıaların) ve taraflarının aynı olması maddi anlamda kesin hüküm oluşturur (H.U.M.K. md. 237). Kesin hüküm, hem bireyler için hem de devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla, hukuki güvenlilik ve yargı erkine güven sağlandığından kamu yararı ile doğrudan ilgilidir.
Öte yandan gerek eksik ve gerekse tam dayanışmalı sorumlulukta, zarar gören giderim borçlularından herhangi birine karşı hakkını ileri sürebilir. B.K.’nun 142/II.maddesindeki borcun tamamen edasına kadar bütün borçluların mesuliyeti devam edeceğinden zarar görenler zararlı sonuçtan sorumlu olan bütün sorumlular aleyhinde dava açabileceği gibi sorumlulardan herbiri aleyhine ayrı ayrı dava açabilir. Bunu önleyen bir hüküm yasalarımızda mevcut değildir. Bu duruma göre, zarara uğrayanın, dayanışmalı sorumlulardan birini yada bir kaçını seçip onlara karşı giderim davası açarak ödetme kararı alması eğer borç ödenmemişse diğer sorumlu hakkında da zararın tümü için giderim davası açmasını engellemez. Çünkü zarar görenin (alacaklının) tatmini oranında giderim borcu sona erer. Bu durumda mahkemece önceden ödetilmesine karar verilen bu miktarı geçmemek ve tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla tahsile karar verilmesi gerekir.
Somut olayda … 3. İş Mahkemesince davalı …Ş. hakkında verilen hüküm kesinleştiğinden yapılacak iş bu davada davacı anne ve baba …ile …’ın davalı … İnş.A.Ş. ve yönelik davasının kesin hüküm nedeniyle reddine karar vermek, … 3. İş Mahkemesince verilip kesinleşen kararda hüküm altına alınan manevi tazminatın davalı …Ş.’den tahsil edilip edilmediğini araştırmak, tahsil edilmiş ise davalı ……a yönelik davanın reddine karar vermek, tahsil edilmemiş ise mükerrer tahsile yol açmayacak kaydı ile şimdiki gibi davacı anne ve baba için ayrı ayrı 5.000.00-TL manevi tazminatın 25.9.1999 olay tarihinden yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalı ……dan tahsiline karar vermektir.
Mahkemece kararının yukarda açıklanan gerekçeyle bozulması görüşünde olduğumuzdan Sayın Çoğunluğun mahkeme kararının “… 3. İş Mahkemesinin kararı kesinleştiğinden davalı …Ş. yönünden mükerrer tahsile neden olmayacak şekilde” düzeltilerek onanması şeklindeki onama kararına katılmıyoruz.