Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/7689 E. 2012/2457 K. 27.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7689
KARAR NO : 2012/2457
KARAR TARİHİ : 27.02.2012

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava 2.10.1999 tarihinde meydana gelen iş kazasında %21 oranında maluliyeti oluşan sigortalının maddi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece istemin kabulüne 7234,45 TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının aynı olaya dair Bolu İş Mahkemesinde 2005/171 Esas sayılı dosya ile açtığı davanın davalılarının Karayolları Genel Müdürlüğü,B.. Ş..,M.. K.. ve Başak Sigorta olduğu,açılan bu davanın yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği,davacının işbu davanın davalıları dışında bulunan Karayolları Genel Müdürlüğü işcisi iken dava konusu zararlandırıcı olaya uğradığı,açılan bu dava ile davacı arasında işçi-işveren ilişkisinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır. İş Mahkemelerinin görev alanını hakim, tarafların iddia ve savunmalarına göre değil 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun l.maddesini esas olarak belirleyecektir.
5521 sayılı Yasanın 1.maddesinde; işçiyle işveren veya işveren vekili arasında iş aktinden veya İş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının İş Mahkemelerinde çözümleneceği hükmü öngörülmüştür. Maddede belirtildiği üzere, İş Mahkemesinin görevli olması için şu iki unsurun birlikte gerçekleşmesi koşuldur. a)Uyuşmazlığın tarafları işçi ve işveren (ya da işveren vekili) olmalıdır. b)Uyuşmazlık iş sözleşmesinden veya İş Kanunundan kaynaklanmalıdır.
Somut olayda,davacı ile davalılar arasında hizmet ilişkisi bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla davalılar, davacı işçinin işvereni değildir. Davalılara yönelik dava; B.K.41.maddesinden kaynaklanan haksız fiil nedeniyle uğranılan zararın giderilmesine yönelik olup İş Kanunundan kaynaklanan bir uyuşmazlık da söz konusu değildir. Hal böyle olunca, uyuşmazlığın iş akdinden veya İş Kanunundan doğmadığı giderek davada yukarıda sözü geçen yasanın 1.maddenin öngördüğü koşulların oluşmadığı açık seçiktir. Öte yandan, zararlandırıcı olayın iş kazası sayılması, görevli mahkemenin belirlenmesi için yeterli olmayıp 5521 sayılı Yasanın 1.maddesinin ön gördüğü koşulların ayrıca olayda gerçekleşmesi gerektiği de söz götürmez.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davalılara yönelik dava bakımından genel mahkemelerin görevli olduğundan bahisle dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine karar vermek gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, kamu düzenine ilişkin bu husus resen nazara alınmalı ve temyiz edenin sıfatına bakılmaksızın karar bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozmanın niteliğine göre davalı şirketin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 27/02/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.