YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7778
KARAR NO : 2011/3777
KARAR TARİHİ : 21.04.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün,taraf vekillerince temyiz edilmesi davalı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara,toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacıların tüm,davalı iş verenin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
Uyuşmazlık iş kazası sonucu ölen sigortalının eş ve çocukları ile anne ve kardeşlerin manevi tazminat istemine ilişkindir .
Mahkemece eş yönünden 75.000.00 TL çocuklar yönünden 50.000.00 ‘er TL anne yönünden 40.000 .00TL ,… yönünden 8.000.00 er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline hükmedilmiştir
3.10.2007 tarihinde davalı işverene ait işyerinde çalışırken geçirilen iş kazasında sigortalı … ‘ın öldüğü alınan kusur raporuna göre davacıların murisi işcinin %40, davalı işverenin ise %60 oranında kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı , olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Tarafların sosyal ve ekonomik durumları, ülkenin ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü, tarafların kusuru,hak ve nesafet kurallarına göre davacılar yararına hükmedilen manevi tazminatın çok fazla olduğu açıkça belli olmaktadır.
Mahkemenin yukarıda belirtilen maddi ve hukuksal olguları dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı iş verenin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,fazla alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine ,aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 21.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.