Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/7917 E. 2010/9047 K. 27.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7917
KARAR NO : 2010/9047
KARAR TARİHİ : 27.09.2010

Davacı, … vekili Avukat … ile davalı, Sosyal Güvenlik Kurumu vekili Avukat … aralarındaki iptal davası hakkında Kırşehir 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesinden verilen 03.02.2009 gün ve 293/13 sayılı kararın Onanmasına ilişkin Dairemizin 03.02.2009 gün ve 293/13 sayılı ilamına karşı davalı vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

K A R A R

Davalı Kurum vekili 05.05.2010 günlü dilekçesi ile;Davacının isteminin reddine ilişkin mahkeme kararının hüküm fıkrasında hatalı olarak davacı lehine takdir edilen vekalet ücretinin davalı Kurum lehine verilmek üzere bu yanlışlığın “Tavzih” yoluyla düzeltilmesini istemiştir. Öte yandan, tavzihe konu Kırşehir 1.Asliye Hukuk iş Mahkemesinin 03.02.2009 gün 2007./293 Esas 2009./.13 Karar sayılı kararının Dairemizin 29.03.2010 gün 2010/4917 Esas 2010/3482 Karar sayılı kararı ile Onandığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davalının tavzih istemini Yargıtay kararına karşı yaptığı açıktır. Bundan başka, 7.6.1944 gün 40/22 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararına göre, tavzih talebi Yargıtay kararlarına karşı da yapılır. Bu nedenle, davalının tavzih talebi üzerine dosya Dairemize gönderilmek gerekirken işin esasına girilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir. Bu bakımdan, Yerel Mahkemenin 03.06.2010 gün .2007/293 Esas 2009/13 Karar sayılı kararı bozularak kaldırılmalı ve davalının tavzihe yönelik dilekçesi ve ekleri incelenmelidir.
Gerçekten, davacının Kurum tarafından gönderilen ödeme emrinin iptaline ilişkin isteminin reddine karar verilmesine rağmen kararın hüküm fıkrasında haksız çıkan davacı lehine 2.766.84 YTL vekalet ücretine karar verildiği,vekalet ücretinin davanın reddi nedeni ile Kurum lehine verilmesi gerektiği açıktır.Ne var ki 04.02.2009 tarihinde süre tutum dilekçesi vererek hükmü temyiz eden Kurum vekili mahkemenin gerekçeli kararının kendilerine tebliğinden sonra 24.03.2009 tarihinde mahkemeye verdiği dilekçesi ile verilen karar hukuka uygun görüldüğünden temyiz incelemesinden vazgeçtiklerini dosyanın Yargıtaya gönderme masrafını yatırmamakla temyizden vazgeçmiş sayılmayı istediği açıktır.Bu halde hükümdeki hatayı kabul etmiş olan davalının tavzih yolu ile hatanın giderilmesini isteyemiyeceği açık olup olayda tavzih şartlarının da bulunmadığı da ortadadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Mahkemenin 3.6.2010 tarihli kararı bozularak kaldırılmasına, davalı kurum vekilinin 27.09.2010 günlü isteminin REDDİNE, 27.09.2010 gününde oy çokluğu ile karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Davacı, 15.7.2007 tarihli dava dilekçesinde, davalı Kurum tarafından hakkında düzenlenen ödeme emrinin iptalini talep etmiştir. Kırşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce (İş Mahkemesi Sıfatıyla) 03.2.2009 tarih ve 2009/13 karar sayılı ilamla “davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına” karar verildiği halde, davacı yararına 2.766,84 TL vekalet ücretine hükmedildiği, kararın taraf vekillerince temyiz edildiği,
Yüksek Özel Daire’ce kararın onandığı, bu kez davalı vekili tarafından hükümdeki vekalet ücretinin davalı lehine takdir edilmesi gerekirken, davalı sözcüğü yerine davacı sözcüğü yazılmak suretiyle yazım hatası yapıldığı iddia edilerek mahkemeden tavzih talebinde bulunduğu, mahkemece 3.6.2010 tarihli kararla tavzih talebinin “hükmün esasını değiştirmeye yönelik” olduğu gerekçesiyle reddedildiği ve bu red kararının davalı vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Dosyanın incelenmesinde; mahkemenin 3.2.2009 tarihli gerekçeli kararının hüküm fıkrasında davanın reddine ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verildiği halde, yazım hatası sonucunda hükmün 5. no’lu bendinde “davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden 2.766,84 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine” dair hüküm kurulmak suretiyle açıkca maddi hata yapılmıştır.
Maddi hatalar hükmün icrasına kadar her aşamada mahkemece düzeltilmesi gereken hususlardandır. Bir davada maddi olayları ifade etmek tarafların, hukuki yorumunu yapmak ise mahkemelerin görevidir. Somut olayda davalı vekilinin dilekçesi tavzih niteliğinde olmayıp, bir maddi hatanın düzeltilmesine ilişkindir.HUMK’nun 459/son maddesinde ” iki tarafın isim ve sıfat ve neticesi iddialarına ilişkin hatalar ve esas hükümdeki hesap hataları tarafların dinlenmesinden sonra mahkeme tarafından tashih olunur” hükmü düzenlenmiştir.. Reddedilen bir davada, kendisini vekille temsil eden davalı yararına vekalet ücreti verilmesi gerektiğinin tabii olmasına karşın, mahkemece; sıfattaki maddi hata sonucu davacı … davalı sözcükleri yer değiştirilerek, davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmiştir. Bu husus açıkça bir maddi hatadır. Aksinin kabulü ise aşırı şekilcilik olup, hak kaybına neden olacaktır.
Bu nedenlerle sayın çoğunluğun, tavzih şartlarının yerinde olmadığından dolayı talebin reddine dair kararına katılmıyoruz. Yerel mahkemenin, tavzih dilekçesini maddi hata şeklinde yorumlayıp , bu hatayı gidermesi gerekirken davalı vekilinin talebini reddetmesi hatalı olmuş olup, yerel mahkemenin “tavzih talebinin reddine” dair kararının Yüksek Özel Dairece bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun kararına muhalefet etmekteyiz.27.09.2010