YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7947
KARAR NO : 2012/2427
KARAR TARİHİ : 27.02.2012
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … 2. İş Mahkemesi
Davacı, Kurum tarafından gönderilen ödeme emrinin iptaliyle, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1)Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2) Dava, zamanaşımına dayalı olarak ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de yerel Mahkemenin tahsil zamanaşımını kesen nedenlere ilişkin değerlendirmede hataya düştüğü görülmektedir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 80. maddesinde 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içerisinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gereği öngörülmüş; 3917 sayılı Kanunla yapılan bu değişiklik aynı Kanunun 8. maddesi hükmüne göre, 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe girmiş; daha sonra, 24.06.2004 tarih, 5198 sayılı Kanunla aynı maddede yapılan değişiklik sonucunda, Kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanunun 102. maddesinin de uygulanma olanağı bulunmadığı düzenlemesi getirilmiş ve düzenleme 06.7.2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu durumda, zamanaşımı süresi bakımından 3917 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceki dönemle, 5198 sayılı Kanunun yürürlüğü sonrasına ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun alacak hakkı, Borçlar Kanunu’nun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımının başlangıç tarihi ise, yine, Borçlar Kanunu’nun 128. maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ve durdurulmasına ilişkin Borçlar Kanunu’nun 132. ve ardından gelen maddeleri de burada aynen geçerlidir. 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren, 3917 sayılı Kanunun getirdiği düzenlemenin geçerli olduğu döneme ilişkin prim ve gecikme zammı alacakları yönünden ise, 6183 sayılı Kanunun zamanaşımına ilişkin 102. ve ardından gelen maddeleri geçerlidir. Bu yönde 102. madde hükmüne göre zamanaşımı süresi 5 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı ise, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşıdır.
Somut olayda; davacının … Ltd. Şti’nin ortağı olduğu, şirketteki paylarını 05.03.2002 tarihi itibari ile devrettiği, iptali istenen ödeme emrinin şirketin 2000 yılı 7-8. aylara ilişkin prim borçlarından kaynaklandığı, Kurumun söz konusu borçtan dolayı öncelikle şirket adına ödeme emri düzenlediği ve bu ödeme emrinin davacının eşine 24.02.2004 tarihinde tebliğ edildiği, bu ödeme emrinin iptali için açlan davada … 1. İş Mahkemesince şirketin malvarlığı ile ilgili gerekli araştırma yapılmadan şirket ortağı hakkında takip yapılamayacağından bahisle ödeme emrinin iptal edildiği, kararın Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nce onanarak kesinleştiği, daha sonra aynı borçtan dolayı davacıya 16.12.2009 tarih ve 2002/532 sayılı ödeme emrinin 21.12.2009 tarihinde tebliğ edildiği, davacının ise 7 günlük iptal süresi içerisinde ödeme emrinin iptali için dava açtığı, Mahkeme’nin ise ödeme emrinin iptaline ilişkin daha önce verilen kararın kesin hüküm teşkil etmeyeceği, şirketin malvarlığının bulunmadığının anlaşılması üzerine borcun oluştuğu dönemde şirketi temsile yetkili ortaklar arasında bulunan davacıya da ödeme emri tebliğ edildiği, işlemlerin hukuka uygun olduğu ve kurumun zamanaşımını kesici işlemler yaptığı belirtilerek davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Prim borçlarında tahsil zamanaşımının borcun doğduğu tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre belirlenmesi, davaya konu borcun ise 2000 yılı 7-8. aylara ait olması ve uygulanacak zamanaşımı süresinin 5 yıl olması, ayrıca davacı adına düzenlenen ödeme emrinin davacıya 21.12.2009 tarihinde tebliğ edilmiş olması, zamanaşımını kesen başkaca bir halin de bulunmaması karşısında, davacının ödeme emrine konu prim borcundan tahsil zamanaşımının dolmuş olması hukuksal nedenine dayalı olarak sorumlu olmadığına karar verilmesi gerekirken mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 27.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.