YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/800
KARAR NO : 2011/583
KARAR TARİHİ : 27.01.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01.04.1983-01.07.1983 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının davalı işverene ait iş yerinde 01.04.1983-01.07.1983 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, tanık sözlerine dayanılarak istemin kısmen kabulü ile davacının davalı işverene ait işyerinde 01.04.1983-01.05.1983 tarihleri arasında 30 gün süreyle , günlük 544 TL ücretle 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmiş ise de bu sonuç eksik incelemeye dayalı olup usul ve yasaya aykırıdır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, yapılan işin komilik işi olduğu,davacının 15.12.1986-2009/1. ay tarihleri arasında farklı işyerlerinde kesintili olarak 7.226 gün 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı çalışmasının bulunduğu, 01.04.1983 tarihinde davalıya ait … unvanlı (…) sicil nolu … Caddesi, No: 72 … -İstanbul adresli iş yerinde işe girdiğine dair imzalı ve fotoğraflı işe giriş bildirgesinin 16.06.1983 tarihinde Kuruma verildiği,tesbiti istenilen dönem ile çakışan başka işyeri çalışmasının bulunmadığı, 1971/1-1982/2. dönem arası dönem bordrolarının geldiği, bordrolarda davacının isminin olmadığı, 96075 sicil nolu davalı işverene ait işyerinin 01.04.1971 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı, 30.09.1982 tarihi itibariyle gayri faal olduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun yöntemince kanıtlanmış olup olmadığı, mahkemece bu yönde yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasa’sının 2 ve 6. maddelerinde açıkça belirlendiği üzere, sigortalılığın oluşumu yönünden çalışma olgusunun varlığı zorunludur. Eylemli veya gerçek biçimde çalışmanın varlığı saptanmadıkça, hizmet akdine dayanılarak dahi sigortalılıktan söz edilemez. Fiili veya gerçek çalışmayı ortaya koyacak belgeler, işe giriş bildirgesiyle birlikte 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesinde belirtilen sigortalının gün sayısını, kazanç durumunu, çalışma tarihleriyle birlikte ortaya koyan aylık sigorta gün bilgileri ile Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 17. maddesinde belirtilen 4 aylık prim bordroları gibi Kuruma verilmesi zorunlu belgelerdir. 506 sayılı Yasa’nın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge veya yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kim diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555, 5.2.2003 gün 2003/21-35-64, 15.10.2003 gün 2003/21-634-572, 3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 2004/21-479-578, 10.11.2004 gün 2004/21-538 ve 1.12.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olayda ; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yöntemince araştırılmadan , uyuşmazlık konusu dönemin tamamında çalışması bulunan kayıtlara geçmiş komşu iş yeri sahibi veya çalışanı oldukları belli olmayan tanıkların beyanı ile yetinilerek sonuca gidilmesi doğru değildir.
Öte yandan davacının 03.03.1963 doğumlu olduğu dikkate alındığında tespitine karar verilen dönem ile askerlik süresinin çakışma ihtimalinin bulunduğu göz ardı edilerek , davacının askerlik yaptığı süre araştırılmadan karar verilmesi de hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; tespit kararı verilen 01.04.1983-01.05.1983 tarihleri arasındaki dönem yönünden, zabıta, maliye ve meslek odası aracılığı ve Muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanlarının; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2, 6, 9 ve 79/10. maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra, davacının askerlik yaptığı süreyi de araştırarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 27.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.