Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/806 E. 2011/832 K. 08.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/806
KARAR NO : 2011/832
KARAR TARİHİ : 08.02.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, zamanaşımına dayalı olarak ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava, zamanaşımına dayalı olarak ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de yerel Mahkemenin tahsil zamanaşımını kesen nedenlere ilişkin değerlendirmede hataya düştüğü görülmektedir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 80. maddesinde 3917 sayılı Kanunla yapılan değişiklik uyarınca, Kurumun süresi içerisinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gereği öngörülmüş; 3917 sayılı Kanunla yapılan bu değişiklik aynı Kanunun 8. maddesi hükmüne göre, 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe girmiş; daha sonra, 24.06.2004 tarih, 5198 sayılı Kanunla aynı maddede yapılan değişiklik sonucunda, Kurum alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanunun 102. maddesinin de uygulanma olanağı bulunmadığı düzenlemesi getirilmiş ve düzenleme 06.7.2004 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu durumda, zamanaşımı süresi bakımından 3917 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 08.12.1993 tarihinden önceki dönemle, 5198 sayılı Kanunun yürürlüğü sonrasına ilişkin prim ve gecikme zamları yönünden, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun alacak hakkı, Borçlar Kanunu’nun 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Giderek, zamanaşımının başlangıç tarihi ise, yine, Borçlar Kanunu’nun 128. maddesi gereğince alacağın muaccel olduğu tarihtir ve zamanaşımının kesilmesi ve durdurulmasına ilişkin Borçlar Kanunu’nun 132. ve ardından gelen maddeleri de burada aynen geçerlidir. 08.12.1993 tarihinde yürürlüğe giren, 3917 sayılı Kanunun getirdiği düzenlemenin geçerli olduğu döneme ilişkin prim ve gecikme zammı alacakları yönünden ise, 6183 sayılı Kanunun zamanaşımına ilişkin 102. ve ardından gelen maddeleri geçerlidir. Bu yönde 102. madde hükmüne göre zamanaşımı süresi 5 yıl olup, zamanaşımı süresinin başlangıcı ise, alacağın vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden yılbaşıdır.
Somut olayda davacı şirkete gönderilen ve iptali istenen ödeme emrine konu prim, eğitime katkı payı, işsizlik primi ve özel işlem vergisi borcu 1994/1-2002/5 aylarına ilişkindir. Ödeme emrinin 20/04/2009 tarihinde tebliğ edildiği ve davanın süresinde 27/04/2009 günü açıldığı anlaşılmaktadır. Bu duruma göre dava konusu prim alacağının vadesinin oluştuğu tarihe göre 3917 sayılı Yasa ile yapılan düzenlemenin yürürlükte olduğu döneme ilişkin olduğu, giderek zaman aşımının alacağın vadesinin rastladığı tarihi takip eden yılbaşından tarihinden itibaren 5 yıl olduğu, tahsil zaman aşımını süresini kesen hallerin de 6183 sayılı Kanun’un 103.maddesine göre belirlenmesi gerektiği ortadadır.
Mahkemece davacının çalıştırdığı işçilerin sigorta prim beyannamelerini 8 yıl boyunca her ay Kuruma vermek suretiyle borcunu kabullendiği ve böylece bu beyannamelerin zamanaşımını kestiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de 6183 sayılı Kanunun 103.maddesine göre beyannamelerin verilmesi zamanaşımı kesen bir hal olmadığından alacağın vadesinin rastladığı tarihi takip eden yılbaşından ödeme emrinin tebliğine kadar yasada öngörülen 5 yıllık tahsil zamanaşımının dolduğu kabul edilerek ödeme emrinin iptaline karar verilmesi gerekirken mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08/02/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.