Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/8130 E. 2010/9049 K. 27.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8130
KARAR NO : 2010/9049
KARAR TARİHİ : 27.09.2010

Davacı, … vek. Av. … ile davalılar Türk Telekominikasyon A.Ş vek. Av. …, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vek. Av. … ve … vek. Av. … aralarındaki tespit davası hakkında Afyonkarahisar İş Mahkemesince verilen 30.12.2008 gün ve 685/565 sayılı kararın onanmasına ilişkin Dairemizin 9.3.2010 gün ve 2713/2481 sayılı ilamına karşı davacı vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği konuşulup düşünüldü.

K A R A R

Davacı vekili 17.05.2010 günlü dilekçesi ile;Davacının davalıya ait işyerinde 27.07.1987-06.05.1988 tarihleri arasında çalıştığı sabit olduğu halde hüküm fıkrasında 27.07.1988-06.05.1988 tarihleri arasında çalıştığının yazıldığını hükmün bu hali ile kesinleştiğini belirterek infazı etkileyecek bu eksikliğin “Tavzih” yoluyla düzeltilmesini istemiştir. Öte yandan, tavzihe konu Afyonkarahisar İş Mahkemesinin 30.12.2008 gün 2007/685 esas 2008./565 sayılı kararı Dairemiz tarafından 09.03.2010 gün 2009/2713 Esas 2010/2481 Karar sayılı kararı ile onandığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, davacıların tavzih istemini Yargıtay kararına karşı yaptığı açıktır. Bundan başka, 7.6.1944 gün 40/22 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararına göre, tavzih talebi Yargıtay kararlarına karşı da yapılır. Bu nedenle, davacının tavzih talebi üzerine dosya Dairemize gönderilmek gerekirken işin esasına girilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir. Bu bakımdan, Yerel Mahkemenin 17.05.2010 gün 2007/685 esas 2008/565 sayılı kararı bozularak, kaldırılmalı ve davacının tavzihe yönelik dilekçesi ve ekleri incelenmelidir.
Gerçekten, davacının davalıya ait işyerinde 27.07.1987-06.05.1988 tarihleri arasında çalıştığı açıktır. Ne var ki davacının ilk hükmü temyiz etmediği de ortadadır,Bu halde ise hükümdeki hatayı kabul etmiş olan davacının tavzih yolu ile hatanın giderilmesini isteyemiyeceği açık olup olayda HUMK’nun 455.maddesinde belirtilen tavzih şartlarının da bulunmadığı da ortadadır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle mahkemenin 17.05.2010 tarihli kararının bozularak kaldırılmasına, davacı vekilinin 17.05.2010 günlü isteminin REDDİNE, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 27.09.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.