Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/8252 E. 2011/418 K. 25.01.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8252
KARAR NO : 2011/418
KARAR TARİHİ : 25.01.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
TARİH : 22.04.2010

Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, 353.022.78 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davalılardan … A.Ş, … Ltd. Şti. ve … A.Ş. vekillerince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.01.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan …Ltd. Şti. ve … vekilleri Avukat … ile karşı taraf vekili Avukat … Ağın geldiler. Diğer davalılar adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.

K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava: 14.01.2008 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Mahkemece davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemenin kusura ve manevi tazminatın takdirine ilişkin değerlendirmeleri isabetlidir. Ancak hak sahiplerinin maddi zararlarının belirlenmesinde hataya düşüldüğü görülmektedir.
Dava, nitelikçe Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanmayan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Bu nedenle de, mükerrer ödemeyi ve haksız zenginleşmeyi önlemek için, hüküm tarihine en yakın tarihte yürürlükte bulunan katsayı dikkate alınarak, hak sahiplerine bağlanan gelirin, tüm peşin sermaye değerinin, hesaplanan zarardan indirilmesi suretiyle, tazminatın belirlenmesi gerektiği, Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. Öte yandan, SGK’nun, 506 sayılı Yasanın 26 maddesine dayanarak açtığı davada, hak sahiplerine bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değerinin toplam 87.170,96-TL olduğunun bildirildiği dosadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Hak sahiplerinin açtığı bu davada ise, SGK tarafından bildirilen tüm peşin sermaye değeri toplam 51.144,60-TL’dir. Hal böyle olunca ve özellikle kat sayı artışları ile hak sahiplerinin gelirlerinin de arttığı, giderek tüm peşin sermaye değerinin ilk peşin sermaye değerinden fazla olması gerektiği dikkate alındığında, ilk peşin sermaye değeri ile tüm peşin sermaye değeri arasındaki farklılığın nedenlerinin araştırılmasının gerektiği ortadadır.
Hesap raporuna gelince: Hükme esas alınan hesap raporunda sigortalının ücretinin asgari ücretin 3,87 katının alındığı ve bilinen devrede belli olan net asgari ücretlerin, 3,87 katı gelir elde edildiği kabul edilmek suretiyle, hak sahiplerinin zararlarının hesaplandığı görülmektedir. Hesap yöntemi Dairemizin uygulamalarına uygundur. Ücretlere uygulanan gelir vergisi matrahlarına göre asgari ücretlinin yıllık geliri dikkate alındığında, asgari ücretlerin netleştirilmesinde de bir hata yoktur. Ne var ki sigortalının ücreti asgari ücret değil asgari ücretin 3.87 katı olarak alınmaktadır. Öte yandan 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 103. Maddesine ve uygulama tebliğlerine göre ücretlerde gelir vergisi oranın sabit oranlı olmadığı ortadadır. Sigortalının hesaba esas alınan ücretinin ise ücretlere uygulanan gelir vergisi matrahlarına göre % 15’lik ilk dilimin üzerinde bulunduğu açıktır. Hal böyle olunca, Gelir Vergisi Kanundaki ücretlerin vergilendirilmesine ilişkin matrahlar dikkate alınmaksızın, ücretin ilk matrah üzerinden vergilendirilerek netleştirilmesi suretiyle sigortalının net gelirinin yüksek bulunduğu, buna bağlı olarak da hak sahiplerinin maddi zararlarının fazla hesaplandığı hesap raporunun hükme esas alınması isabetsizdir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine ,davalılardan Yertaş İnş. San. Mad. Tic.Ltd. Şti. ve … yararına takdir edilen 825.00TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacılara yükletilmesine, 25.01.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.