YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8693
KARAR NO : 2011/7568
KARAR TARİHİ : 04.10.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, SSK’dan emekli maaşının bağlanması gerektiğinin tesbitiyle,aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline,birikmiş aylıklarının yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacının tüm, davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacının 506 sayılı Yasa kapsamında ve 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık sürelerinin 2829 sayılı Yasaya göre birleştirilerek 506 sayılı Yasa hükümleri gereğince yaşılık aylığı bağlanması ile birikmiş aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile davacıya 01.12.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti ile ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte ödenmesine ve koşulları oluşmadığından 22.04.2003 tahsis talebine göre yaşlılık aylığı isteminin reddine karar verilmiş ise de; verilen bu karar usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 08.03.2002 tarihli işe giriş bildirgesi ile 21.09.2001 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasa’ya tabi … sigortalısı olarak kayıt ve tescilinin yapıldığı, 01.06.1988-30.07.1991, 21.09.2001-01.10.2002 ve 15.01.2004-31.10.2004 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu, meslek odası ve Esnaf Sicil kaydının bulunmadığı, 26 09.2002 tarihinde prim ödemeye başladığı, vergi kaydının bulunduğu 01.06.1988-30.07.1991 tarihleri arasındaki süreye ait primleri 26.09.2002 tarihinde ödeyerek 1139 günlük süreyi borçlandığı, 506 sayılı Yasa kapsamında 1976 yılı 1. döneminden itibaren kesintili olarak toplam 3703 gün çalışmasının bulunduğu, 05.08.1999-31.10.2002 tarihleri arasındaki kesintisiz 806 günlük çalışmanın 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık süresi ile çakıştığını, bu nedenle davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında … sigortalılığının 02.20.2002 tarihi itibari ile Kurum tarafından sona erdirilip vergi kaydına göre 15.01.2004 tarihinden itibaren tekrar başlatıldığı, davacının 22.04.2003 ve 07.11.2007 tarihleri tahsis taleplerinin ret edildiği anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinde zorunlu … sigortalılığı için esnaf sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kaydı aranırken 4.5.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulu kaldırılmış sadece yasanın temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulu getirilmiş, 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Yasa ile 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesi değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olması şartı getirilmiş, ancak gelir vergisinden muaf olanlar için meslek kuruluşuna kayıtlı olma yeterli görülmüş, 22.3.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için vergi kaydı veya esnaf sicil kaydı veya oda kaydının bulunması yeterli görülmüş, 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Yasa ile 24. madde değiştirilerek zorunlu … sigortalılığı için gelir vergisi mükellefi olma şartı getirilmiş, ancak gelir vergisinden muaf olanlar için esnaf sicil kaydı ve oda kaydının bir arada bulunması yeterli görülmüştür.
Öte yandan 1479 sayılı Yasa’ya 4956 sayılı Yasa ile eklenen ve 2.8.2003 tarihinde yürürlüğe giren Geçici madde 18’e göre “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başlar.” hükmü getirilmiştir. 619 sayılı KHK’nin Geçici 1. maddesi hükmünde ise; “Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların sigortalılık hak ve mükellefiyetleri bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar. Ancak, 1479 sayılı Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olmak kaydıyla, 20.4.1982 tarihinden bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergi dairelerine kayıtlı olarak kendi nam ve hesabına bağımsız çalıştıklarını belgeleyen sigortalıların, vergiye kayıtlı bulundukları süreler, bu süreye ilişkin primleri, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağı prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.” denilmekte olup, 619 sayılı anılan KHK 4.10.2000 tarihinde yürürlüğe girmiş ise de, Anayasa Mahkemesi’nin 8.8.2001 tarihinde yürürlüğe giren 26.10.2000 günlü kararı uyarınca tüm hükümleriyle iptal edilmiştir.
Yine dava tarihinde yürürlükte olan 1479 sayılı Yasa’nın 24. maddesinin I ve II. fıkralarında da bir kimsenin … kapsamına girebilmesi için kendi adına bağımsız çalışıp kazanç sağlaması yanında, başka bir sosyal Güvenlik Kurumu kapsamında bulunmaması da gerekir. Aynı şekilde, 506 sayılı Yasa kapsamında ise bir kimsenin SSK. kapsamına girebilmesi için hizmet aktine tabi bir işte çalışması yanında, başka bir Sosyal Güvenlik Kurumu kapsamında da bulunmaması da koşuldur.
Uyuşmazlık, her iki sigortalılığın çakışması halinde, hangisine öncelik verileceği noktasında toplanmaktadır. Dava tarihinde yürürlükte olan 1479 sayılı … Yasa’sı ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası birbirine paralel düzenlemeler ile bir sigortalının aynı anda birden fazla sosyal güvenlik Kurumuna tabi olmasını yasaklayıp, zorunlu sigortalılıkların çakışması halinde sigortalının önceden başlayıp devam edegelen sigortalılığına geçerlik tanıyarak çözüme ulaştırmaya çalışmışlardır. Bütün bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılık mümkün olmayıp önceden başlayan ve devam eden sigortalılığa geçerlilik tanınmaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2001/21-627 E., 2001/659 K. ve 29.06.2005 gün 2005/21-389 E., 2005/430 Kararlarında da önceden başlayan sigortalılığının asıl sigortalılık olduğu özellikle belirtilmiştir.
1 tarihleri arasında 1479 sayılı Yasa kapsamında … sigortalı olduğu kabulü gerekir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2004/10-524 E,2004/581 K,3.11.2004 tarihi,2008/21-572 E,2008/618 K,8.10.2008 tarihli,2009/21-10 E,2009/52 K,4.2.2009 tarihli kararları da bu yöndedir.
Yapılacak iş;davacının 506 sayılı Yasaya tabi çalışmaları ile çakışan 1479 sayılı Yasa kapsamındaki … sigortalılığı ile vergi borçlanması yapılan süreler geçersiz kabul edilerek 3703 gün 506 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalı çalışmaları,600 günlük askerlik borçlanması ve 01.06.1988-30.7.1991 ile 15.01.2004-31.10.2004 tarihleri arasındaki 1479 sayılı Yasa kapsamında … sigortalılık sürelerinin 2829 sayılı Yasaya göre birleştirilmesi halinde tahsis talebinde bulunduğu 07.11.2007 tarihi itibari ile koşulların bulunmaması halinde dava tarihi itibari ile 506 sayılı Yasanın geçici 81 maddesine göre yaşlılık aylığı koşullarını değerlendirilip sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine,04.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.