YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9288
KARAR NO : 2010/9749
KARAR TARİHİ : 12.10.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir. Yerel Mahkeme 10.1.2010 tarihli ek kararıyla (SÜRE yönünden reddi) nedeniyle davalı vekilinin teyiz dilekçesinin reddine karar vermiş, red kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Yerel Mahkeme, temyiz isteminin kanuni süre geçtikten sonra yapılması nedeniyle reddine karar vermiştir. Davalı bu kararı dahi temyiz etmiştir. O halde, bu yön üzerinde özellikle durulmalıdır. Davalıya yokluğunda verilen kararın 02.12.2009 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi gereğince tebliğ edildiği dosya içerisinde bulunan tebligat parçasından anlaşılmaktadır. Temyiz yoluna ise 11.01.2010 tarihinde başvurulmuştur. Bu durumda davalıya yokluğunda verilen kararın usulünce tebliğ edilip edilmediğinin belirlenmesi önem kazanmaktadır.
Davalıya yokluğunda verilen kararın tebliğinin usulüne uygun olmadığı görülmektedir. Gerçekten 7201 sayılı Yasanın 35. maddesine göre “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır. Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkârlar sicillerine verilen en son adreslerdeki değişiklikler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır.
Somut olayda: davalının ticaret sicilin kayıtlı bulunduğu adresi “……/…” iken, dava açılmadan önce “……” olarak değiştirildiği, bu adres değişikliğinin tescil edilerek Ticaret Sicili Gazetesinin 08.01.2008 tarihli sayısında ilan edildiği temyiz dilekçesi ekindeki sicil kaydı ve gazete örneklerinden anlaşılmaktadır. Anılan bu adres dava konusu kaza sonrasında işverence düzenlenen kaza bildirim tutanağı ve sigorta müfettiş raporundaki işyeri adresi ile uyumludur. Dosya içerisine getirtilen, aynı iş kazası nedeniyle taraflar arasında görülen ve kesinleşen maddi tazminat davası içerisindeki bilgi ve belgelere göre gerek davacının ve gerekse mahkemenin yeni adresle ilgili olarak bilgi sahibi oldukları açıktır.
Mahkemece görülmekte olan bu dava sırasında da davalının ticaret sicilinde kayıtlı bulunduğu adres sorulmuş ve Ticaret Sicil Memurluğu “……” adresini bildirmiştir. Davalı şirketin 1988, adresi bildirilen şirketin ise 1992 tarihinde tescil olunduğunun beli bulunması ve özellikle davalı tarafından temyiz dilekçesine ekli olarak sunulan … Asliye 8. Ticaret Mahkemesinin marka hakkına tecavüzün önlenmesine ilişkin kararı dikkate alındığında bildirilen bu adresin davalı şirketle isim benzerliği bulunan başka bir tüzel kişiliğe ait bulunduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki bildirilen bu adrese de tebligat çıkarılması da söz konusu değildir.
Bu duruma göre davalıya yokluğunda verilen kararın tebliği usulüne uygun olmadığından Yasada öngörülen 8 günlük temyiz süresinin geçtiğinden söz edilemez. Hal böyle olunca, davalının hükmü süresinde temyiz ettiği anlaşıldığından mahalli mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin kararın bozulması ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432/son maddesi gereğince asıl hükmün temyizini amaçlayan temyiz itirazlarının incelenmesi gerekir
2- Davalının asıl hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince:
Dava 13.04.2004 tarihinde meydana gelen zararlandırıcı sigorta olayı sonucu 23 yaşında % 30,00 oranında sürekli iş göremezliği oluşan sigortalının manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı tarafça temyiz edilmiştir.
HUMK’nun 73.maddesi yasanın gösterdiği istisnalar dışında hakim’in iki tarafı dinlemeden yada iddia ve savunmalarını açıklamaları için yasal şekillere uygun olarak davet etmedikçe karar verilemeyeceğini düzenlemiştir.
Somut olayda mahkemece; dava dilekçesi ile duruşma gününe ilişkin olarak davalıya “……/…” adresine gönderilen tebligatın, “Firmanın adres bırakmadan adresten ayrıldığına” ilişkin açıklama ile iade edilmesi üzerine mahkemece davalının Ticaret Sicilinde kayıtlı bulunan adresinin araştırıldığı, … Ticaret Sicil Memurluğunca “……” adresinin bildirildiği, ancak “……/…” adresinde dava dilekçesinin ve duruşma gününün Tebligat kanununun 35.maddesine göre tebliğ edildiği ve bu şekilde taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamanın sürdürülerek sonuçlandırıldığı anlaşılmaktadır.
7201 sayılı Yasanın 35/son maddesine göre; Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkârlar sicillerine verilen en son adreslerdeki değişiklikler hakkında da 35.madde hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiştir.
Somut olayda: davalının Ticaret Sicilinde kayıtlı bulunduğu adresinin “……/…” iken dava açılmadan önce “……” olarak değiştirildiği bu adres değişikliğinin tescil edilerek Ticaret Sicili Gazetesinin 08.01.208 tarihili sayısında ilan edildiği temyiz dilekçesi ekindeki sicil kaydı ve gazete örneklerinden anlaşılmaktadır. Anılan bu adres dava konusu kaza sonrasında işverence düzenlenen kaza bildirim tutanağı ve sigorta müfettiş raporundaki işyeri adresi ile uyumludur. Dosya içerisine getirtilen, aynı iş kazası nedeniyle taraflar arasında görülen ve kesinleşen maddi tazminat davası içerisindeki bilgi ve belgelere göre gerek davacının ve gerekse mahkemenin yeni adresle ilgili olarak bilgi sahibi oldukları açıktır. Öte yandan Mahkemece görülmekte olan bu dava sırasında da davalının ticaret sicilinde kayıtlı bulunduğu adres sorulmuş ve Ticaret Sicil Memurluğu “……” adresini bildirmiştir. Davalı şirketin 1988, adresi bildirilen şirketin ise 1992 tarihinde tescil olunduğunun beli bulunması ve özellikle davalı tarafından temyiz dilekçesine ekli olarak sunulan … Asliye 8. Ticaret Mahkemesinin marka hakkına tecavüzün önlenmesine ilişkin kararı dikkate alındığında bildirilen bu adresin davalı şirketle isim benzerliği bulunan başka bir tüzel kişiliğe ait bulunduğu anlaşılmaktadır. Kaldı ki bildirilen bu adrese de tebligat çıkarılması da söz konusu değildir. Davalının adres değişikliğinin dava tarihi öncesinde tescil ve ilan edilmiş bulunması, yeni adresin taraflar arasında görülen ve dosya içerisine getirtilen maddi tazimat davası içerisindeki bilgi ve belgelere göre belli bulunmasına göre davalıya ticaret sicilinde dava tarihinden önce kayıtlı bulunduğu ve terk ettiği anlaşılan eski adresinde 35.maddeye göre yapılan tebligatın geçersiz olduğu açıktır.
Hal böle olunca da dava dilekçesinin ve duruşma gününün usulüne uygun olarak tebliğ edildiğinden söz edebilmek mümkün değildir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın ve özellikle usulüne uygun taraf teşkili yapılmadan HUMK’nun 73.maddesine aykırı biçimde işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Mahkemenin temyiz isteminin reddine ilişkin 10.01.2010 tarihli ek kararı ile 11.11.2009 tarihli hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 12.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
N.R.