YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/931
KARAR NO : 2011/2529
KARAR TARİHİ : 22.03.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisinin tüm sigortalı hizmet sürelerinin geçerli olduğunun ve müracat tarihini takip eden aybaşından itibaren ölüm aylığı almaya hak kazandığının tespitiyle, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava: Kurum sigortalısı olan Mehmet Erol’un 10.05.2006 tarihinde ölümü nedeniyle, 01.02.2008 tarihinden itibaren davacı eşe ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulü ile 01.02 2006 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
Sigortalının vergi kaydı her ne kadar zirai balıkçılık için oluşturulmuşsa da yapılan işin hissedarı olduğu balıkçılık gemisiyle açık denizlerde balık avlanarak bunların satımı olması nedeniyle davacının 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığını başlangıcı itibarıyla iptal eden kurum işleminin hatalı olduğuna ilişkin değerlendirmesi yerindedir. Ancak eksik inceleme ve araştırma ile davacının ölüm aylığına hak kazandığı sonucuna varıldığı görülmektedir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 1479 sayılı Yasanın 42. Maddesinde hak sahiplerine ölüm aylığı bağlanabilmesi için: sigortalının ölüm tarihinde en az 5 tam yıl prim ödemiş bulunması ve hak sahibinin yazılı talepte bulunması gerektiği düzenlenmiştir. Somut olayda sigortalının 5 tam yılı aşkın sigortalılığının bulunduğu ve hak sahibi eşin ölüm aylığı bağlanması için talepte bulunduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Ne var ki sigortalının hiçbir tereddüt ve duraksamaya yol açmayacak biçimde ölüm tarihi itibarıyla sigortalı olduğu süre ile ilgili olarak pirim borçlarının ödediğinin belirlenmediği ortadadır. Hal böyle olunca da eksik araştırma ile davacının ölüm aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesi de isabetsizdir.
Yapılacak iş davacı murisinin 1479 sayılı yasa kapsamında sigortalı olarak kabul edildiği süreye ilişkin olarak prim borcunun bulunup bulunmadığı diğer bir deyişle 5 tam yılı aşkın prim ödemesinin bulunup bulunmadığını belirlemek, 01.01.1999 tarihi itibarıyla tescil edildiği 787 271 436 sicil numaralı dosyada tescile esas alınan giriş bildirgeleri ile pirim ödemelerini getirtmek ve sonucuna göre karar verilmekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı SGK (…’un) temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 22.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.