YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9434
KARAR NO : 2011/804
KARAR TARİHİ : 08.02.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davacı vekilince istenilmesi ve de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.02.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat … ile davalılardan … İnş. San. tic. Ltd. Şti. vekili Avukat Özce … geldiler. Diğer davalı … İnş. A.Ş. adına gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 06.07.2001 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının resmi evlilik sözleşmesi olmaksızın birlikte yaşadığı eşinin bakiye maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının nikâhlı eş olmadığından maddi tazminat isteminde bulunamayacağı, kesinleşen davada da davacı yararına maddi tazminata karar verilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının iş kazası sonucu ölen sigortalı …’la resmi evlilik sözleşmesi olmaksızın birlikte yaşadığı ve bu birliktelikten 5 çocuklarının dünyaya geldiği dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden açıkça anlaşılmaktadır. Esasen bu konuda bir uyuşmazlıkta söz konusu değildir. Uyuşmazlık resmi evlilik sözleşmesi olmaksızın birlikte yaşayan kadının diğer bir deyişle nikâhsız eşin, ölen sigortalının desteğinden yoksun kaldığı gerekçesiyle maddi tazminat isteyip isteyemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Gerçekten destek kavramı hukuki bir ilişkiyi değil fiili bir durumu ifade eder. Ne hısımlığa ve nede yasanın nafaka hakkındaki hükümlerine dayanmaz. Medeni Yasa uyarınca evlilik bağı kurulmasa bile karı-koca olarak bir araya gelerek bu amaç ve duygu ile yaşamın sürdürülmesi karşısında, kadınlar için fiilen ve düzenli olarak onun geçimini kısmen veya tamamen sağlayacak biçimde yardım eden ve olayların normal akışına göre, eğer ölüm gerçekleşmeseydi gelecekte de bu yardımı sağlayacak bakım yükümlülüğünü yerine getiren erkeğin destek sayılması gerekir. Bu nedenle, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölümü nedeniyle nikâhsız eşin destekten yoksun kalmaya dayalı olarak maddi tazminat davası açma hakkı vardır.
Öte yandan davacının aynı ölüm olayı nedeniyle maddi tazminat istemli olarak kısmi dava açtığı, bu davada davacının gerçek zararının 79.869,64-TL olarak belirlenerek taleple bağlı kalınarak 100,00TL maddi tazminata karar verildiği, verilen kararın davalı işveren vekilince temyizi üzerine Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, Dairemizin 25.05.2009 tarihli kararında ayırca evlenmeden birlikte yaşayan eşe verilecek tazminattan indirim yapılması gerekip gerekmediğinin açılacak ek davada tartışılabileceğinin belirtildiği dosyaya içerisinde bulunan Bursa 5. İş Mahkemesinin 2006/1667E, 2008/276K sayılı dosyasında yapılan incelemeden açıkça anlaşılmaktadır. Dolayısıyla yerel mahkemenin kısmi davada nikâhsız eş yararına maddi tazminata hükmedilmediğine ilişkin saptaması da isabetli değildir.
Kısmi davada değerlendirilerek kesinleşen hususların ek davada yeniden değerlendirilmesinin mümkün bulunup bulunmadığına gelince: Kısmi davanın tamamen kabulü ile bu davanın dayandığı hukuki münasebetin varlığı ve dolayısıyla davalının sorumluluğu kesinleşen hükümle tespit edilmektedir. Dolayısıyla kısmi davanın tespite ilişkin bu bölümü aynı taraflar arasında ve aynı sebebe dayalı olarak görülmekte olan ek davada kesin delil teşkil eder. Kesin delil bulunan konularda ise hakimin bu yönünün doğruluğunu tekrar araştırma ve inceleme konusu yapmasına hukuken olanak yoktur.
Somut olayda kısmi davada davacının ölenin desteğinde bulunduğu ve tazminata hak kazandığı kabul edilerek gerçek zararı hesaplanmış ve istemle bağlı olarak lehine maddi tazminata karar verilmiş ve bu yönleri de amaçlayan davalı temyiz itirazları reddolunarak kararın onanması ile Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşmiştir. Hal böyle olunca davacının ölen işçinin desteğinde bulunduğu kısmi davada değerlendirilerek kesinleştiği göz ardı edilerek, kesinleşen bu durumun HUMK.’nun 295.maddesine aykırı olarak ek davada yeniden değerlendirilmesi ve davacının maddi tazminat isteme hakkının bulunmadığının kabulü ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; davacının 79.869.64 TL maddi zararının bulunduğu ve bu miktarın 100.00 TL lık kısmının kısmi davada tahsiline karar verildiği gözetilerek davacının ölen sigortalı ile birlikte resmi evlilik sözleşmesi olmaksızın birlikte yaşamasının tazminattan indirim nedeni olup olmadığının tartışılarak çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Davacı yararına takdir edilen 825.00 TL. duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 08.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.