Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/9544 E. 2012/4571 K. 26.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9544
KARAR NO : 2012/4571
KARAR TARİHİ : 26.03.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 10.07.2008 tarihinden itibaren emeklilige hak kazandığının tespitiyle, emekli aylığının tahsiline fazla ödenen primlerin faiziyle iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacı 20.4.1982 – 1.1.1984 tarihleri arasındaki … sigortalılığının geçerli sayılarak 10.7.2008 tarihli tahsis talebine göre yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine, birikmiş aylıklarının yasal faiziyle tahsiline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere fazla ödenen 500,00 TL prim ödemesinin yasal faizi ile birlikte iadesine, olmazsa hizmetine eklenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, davanın kısmen kabulü ile davacının prim borcunu yatırdığı tarihi takip eden 1.3.2009 tarihi itibari ile emeklilik hakkını kazandığının tespitine, bu tarih itibari ile davacıya emeklilik maaşının ödenmesine karar vermiştir.
1.4.1972 tarihinde yürürlüğe giren, 1479 sayılı Kanunun 24. maddesi ilk halinde sigortalılığın oluşumu için, kendi ad ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi yanında kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunun da arandığı, bu kuruluşlara kayıt tarihinin sigortalılığın başlangıcı yönünden yasal karine kabul edildiği, 4.5.1979 tarihinde yürürlüğe giren 2229 sayılı Kanuna göre …’lu olabilme yönünden, söz konusu 24. maddenin öngördüğü meslek kuruluşlarına kayıtlı olma koşulunun kaldırıldığı, sadece Kanunun temel ilkesi olan kendi ad ve hesabına çalışma koşulunun gerçekleşmesi durumunda, sigortalılığın oluşması için yeterli görüldüğü, 20.4.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunun bağımsız çalışanların sigortalı olabilmeleri yönünden vergi yükümlülüğünü öngördüğü, vergiden muaf olanların da kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaları durumunda yine sigortalı sayılacaklarını kabul ettiği, nihayet 22.03.1985 yürürlük tarihli 3165 sayılı Kanuna göre, sigortalılığa karine yönünden vergi kaydının, bu kaydın bulunmaması veya vergiden muaf olunması halinde, esnaf ve sanatkar sicili veya kanunla kurulu meslek kuruluşu kayıtlarının esas alınacağı belirtilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 23.2.1981 – 30.11.1981, 1.1.1984 – 18.10.1984, 14.10.1985 – 31.12.1987, Mart 1988 – Ağustos 1988, 15.6.1990 – 6.4.1993, 1.8.1993 – 3.9.1993, 15.6.2004 – 2.8.2004 tarihleri arasında vergi kaydının, 25.2.1997 ve 5.10.1998 tarihlerinde başlayıp devam eden iki tane oda kaydının, 3.1.1986 – 30.5.2007
tarih aralığında Esnaf Sicil kaydının bulunduğu, davacının 15.2.1984 günlü giriş bildirgesinde yazılı olan 1.1.977 tarihli vergi kaydı nazara alınarak 20.4.1982 tarihli olarak Kuruma zorunlu … sigortalısı olarak tescil edildiği, 1992 ve 1997 affından yararlanarak prim
borcunu ödediği, davacının 2.2.2009 tarihli tahsis talebi üzerine Kurumca yapılan incelemede davacının gerekli şartları taşımadığından 20.4.1982 – 1.1.1984 tarih aralığında …’lu olmadığı, zorunlu … sigortalılığının 1..1.1984 tarihi itibari ile başlatıldığı, buna göre 25 yıl şartı gerçekleşmediğinden talebin reddedildiği anlaşılmaktadır.
Buna göre davacının, 20.4.1982 tarihinde vergi yükümlüsü olmaması, vergiden muaf olduğuna dair delil bulunmaması (olsa bile bu tarih itibari ile kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı olmaması) karşısında sigortalılık için gerekli şartları taşımadığı sabittir. Davacının sigortalılık başlangıcında, sigortalılık için gerekli şartları taşımaması karşısında M.K. 2 maddeye göre sigortalı olduğunu kabul etmek doğru değildir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.