YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9694
KARAR NO : 2011/808
KARAR TARİHİ : 08.02.2011
Mahkemesi :İş Mahkemesi
Davacı, meslek hastalığı sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda;ilamda yazılı nedenlerle, 78.934,26 TL maddi ve manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmesi ve davacı vekilince de duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.02.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı vekili Avukat… ile karşı taraf vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü ve aşağıda karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, meslek hastalığı nedeniyle % 78,00 oranında meslekte kazanma güç kaybı nedeniyle maddi ve manevi zararların giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının maddi ve manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ve davalı taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacının 01.04.1967 tarihinde davalı işyerinde yeraltı maden işçisi olarak çalışmaya başladığı bu çalışmasının 02.04.1987 tarihine kadar sürdüğü 08.04.1987 tarihinde yaşlılık aylığı talep edilmesi üzerine SGK tarafından tüm çalışmalarının yeraltında geçtiği kabul edilerek 01.05.1987 tarihinden itibaren aylık bağlandığı, 07.04.1984 tarihinde Ünimin Madencilik işyerinde, 07.05.1990 tarihinde ise Akpınar Madencilik işyerinde sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışmaya başladığına dair Kuruma bildirimde bulunulduğu, davacı da meslek hastalığının 16.01.2007 tarihinde tespit edildiği ve yükümlülük süresinin uzatıldığı uyuşmazlık konusu değildir.
Uyuşmazlık kusur dağılımına ilişkindir. Meslek hastalığının ayrı zamanlarda ve değişik işverenlere ait işyerlerinde geçen çalışma sonucu oluştuğunun belirlenmesi durumunda, bu işyeri işverenleri arasında Borçlar Kanununda öngörülen dayanışmalı sorumluluk esasları uygulanamaz. Meslek hastalığına yol açacak biçimde çalışmanın geçtiği her işyeri işvereni bakımından kusur oranlarının ayrı ayrı belirlenmesi gerekir. Meslek hastalığına yol açacak çalışmanın geçtiği belirlenen her işyeri işvereni zarardan kendi kusuru kadar sorumlu olur. Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş görüşleri bu doğrultudadır.
Somut olayda: davacıda meslek hastalığının davalı işyerindeki çalışmalarının sona ermesinden sonra ortaya çıktığı ve davalı işyerinden ayrıldıktan sonra iki ayrı işyerinden SGDP tabi çalışmasının başladığına dair kuruma bildirimde bulunulduğu ve anılan işyerlerinin de madencilikle uğraşan işyerleri oldukları anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca davalı işyerinden ayrıldıktan sonra SGDP tabi çalışmanın başladığına ilişkin bildirimler dikkate alınarak anılan işyerlerinde meslek hastalığına yol açacak çalışmanın bulunup bulunmadığı ve anılan işyerlerindeki çalışmaların süresi dikkate alınarak kusur durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ile meslek hastalığına yol açan çalışmanın tamamının davalı işyerinde geçtiğini kabul eden ve davalı işyerinde geçen çalışma süresini 135 gün fazla hesaplayan kusur bilirkişi raporunun karar esas alınması isabetsiz olmuştur.
Kabul ve uygulamaya göre de maddi tazminatın belirlenmesi sırasında, tarafların hal ve mevkiine, kusur oranlarına, olayın oluşuna ve olay tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiz ile birlikte tazminatın miktarına göre; olayda, Borçlar Kanununun 43. maddesinin öngördüğü koşulların oluşmadığı gözetilmeksizin anılan maddeye dayanılarak maddi tazminattan indirim yapılması isabetsiz olduğu gibi, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından bağlanan gelirin peşin sermaye değeri indirilerek sigortalının alabileceği tazminat miktarı belirlendikten sonra koşulları varsa Borçlar Kanununun 43-44 maddeleri gereğince indirime gidilmek gerekirken önce takdiri indirim sonra Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin indirilerek sıralama hatası sonucu maddi tazminatın noksan belirlenmesi de hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davacı ile davalı yararına takdir takdir edilen 825.00 TL. duruşma Avukatlık parasının karşılıklı olarak birbirlerine yükletilmesinefazla alınan temyiz harcının istek halinde taraflara iadesine , bozmanın niteliğine göre tarafların sair yönlere ilişkin temyiz itirazlarının ilerde incelenmesine ,08.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.