Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/9840 E. 2011/2229 K. 15.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9840
KARAR NO : 2011/2229
KARAR TARİHİ : 15.03.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 20.4.1982-8.2.1990 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı olduğunu ve 2008 Eylül ayından itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tesbitiyle aylığa hak kazandığı tarihten önceki dönem için zorunlu olarak ödenen primleri ile ödenmesi gereken maaşların ödeme tarihinden itibaren faizleriyle birlikte ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere ve temyiz nedenlerine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının primleri ödenen 20.04.1982-08.02.1990 tarihleri arasında kalan sürede 1479 sayılı Yasa kapsamında isteğe bağlı sigortalı olduğunun, 01.09.2008 tahsis talep tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile tahsis talep tarihinden sonra ödenen primler ile birikmiş aylıkların ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı çalışmasının bulunduğu süreler dışlanarak 20.04.1982-07.02.1990 tarihleri arasında kalan sürede 1479 sayılı Yasa kapsamında isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespiti ile 01.02.2009 yılından sonraki dönem için ödenecek aylıkların ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faiz ödenerek ödenmesi gerektiğinin tespitine, fazla istemin reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davacı ile davalı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının talebi dikkate alındığında mahkemece davalı Kurumca kabul edilmeyen sürelerde davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğunun tespitine ilişkin olarak verilen karar doğrudur. Ancak, davacının yaşlılık aylığı bağlanmasına yönelik istemi hakkında, her hangi bir karar verilmeksizin 01.02.2009 tarihinden sonraki dönem için ödenecek aylıkların ödenmesi gereken tarihlerden itibaren yasal faiz ödenerek ödenmesi gerektiğinin tespitine, ilişkin karar hatalı olmuştur.
Davacının 01.09.2008 tahsis talep tarihinde 25 yılı aşkın sigortalılığının bulunduğu ve 46 yaşını bitirdiği giderek 1479 sayılı Yasanın geçici 10/2-c maddesinde öngörülen koşulları taşıdığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Öte yandan tahsis talebinde bulunan sigortalıya yaşlılık aylığı bağlanabilmesi için; 1479 sayılı Yasanın 35/a ve 5510 sayılı Yasanın 28. maddesinin sondan bir önceki fıkrasındaki düzenleme gereğince, tahsis talep tarihinde sigortalının prim ve her türlü borçlarının ödenmiş olması gerektiği açıktır. Somut olayda davacının tahsis talep tarihinde prim borcunun bulunduğu ve bu borcu ile takip eden aylara ilişkin primlerini 31.10.2008 tarihinde ödediği dosya içerisindeki hesap ekstrelerinden anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca prim borcunun ödendiği 31.10 2008 tarihini takip eden aybaşı olan 01.11.2008 tarihinden itibaren davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmek gerekirken, bu konuda hüküm kurulmaması isabetsiz olmuştur.
Faize gelince: Mahkemece 1479 sayılı Yasanın 65 ve 5510 sayılı Yasanın 42. maddeleri dikkate alınarak faiz istemi ile ilgili hüküm kurulduğu anlaşılmakta ise de, bir para alacağına faiz yürütülebilmesi için miktarı açıklanmış, harcı yatırılmış bir alacak talebi, diğer bir deyişle usulüne uygun olarak açılmış bir alacak davası mevcut olmalıdır. Somut olayda böyle bir dava söz konusu değildir. Öte yandan bir para borcunun miktarı kesin olarak belli değilse ya da ancak inceleme sonucu belirlenebilecek durumdaysa böyle bir para alacağına faiz yürütülemez. Kaldı ki aylık talebi üzerine her bir aylık farklı tarihte ödeneceğinden faiz başlangıç tarihlerinin tespitinde bu tarihlerin infazda tereddüde yol açmayacak şekilde ayrı ayrı belirtilmesi gerektiği, ortadadır. Hal böyle olunca da mahkeme kararının bu yönüyle HUMK’nun 389. maddesine aykırı olduğu açık ve seçiktir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 2. bendinin silinerek yerine; “01.11.2008 tarihinden itibaren davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine, fazla istemin reddine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden ilgilisine yükletilmesine, 15.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.