YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9927
KARAR NO : 2010/9528
KARAR TARİHİ : 07.10.2010
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1.6.2000-24.3.2004 tarihleri arasında geçen ve Kurum’a bildirilmeyen çalışmalarının tesbitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacının 01.06.2000-24.03.2004 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının Kuruma bildirilen hizmetleri dışında 10.06.2000-20.03.2004 döneminde toplam 381 gün daha davalı işverene ait işyerinde sigortalı olarak çalıştığının tesbitine,fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden,davacı adına davalı işyerinden verilen işe giriş bildirgesinin dosyada bulunmadığı, davacının 09.06.2000 tarihinde dava dışı işyerinden çıktığı, davalı işyerinden 11.04.2001-31.12.2003 tarihleri arasındaki çalışmanın tam bildirildiği, 2000 yılına ait işyeri dönem bordrolarının gönderilmediği, davacının Çalışma Bakanlığı Bölge Müdürlüğüne verdiği şikayet dilekçesinde işyerinden 20.03.2004 tarihinde ayrıldığını belirttiği, 11.04.2001 tarihinden sonra davalı işyerinde çalıştığı anlaşılan bordro tanıklarının davacının çalışmasını doğruladığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, davacının davalı işyerinden bildiriminin yapıldığı 11.04.2001 tarihinden itibaren 20.03.2004 tarihine kadar davalı işyerinde çalıştığı bordro tanıklarının beyanları ile sabit ise de 11.04.2001 tarihinden önceki dönemde davalı işyerinde çalıştığına ilişkin davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarının beyanlarına başvurulmadan bu dönemde de çalıştığının tesbitine karar verilmesi isabetsiz olmuştur.
Yapılacak iş; davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği nazara alınarak, 2000 yılına ait işyeri dönem bordrolarının Kuruma verilip verilmediğini sormak, varsa bu döneme ait bordroları getirtmek, 10.06.2000-11.04.2001 tarihleri arasındaki dönem yönünden davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlarına geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına, resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlarını tesbit edip beyanlarına başvurmak ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bu dönem yönünden karar vermektir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07.10.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.