Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/10511 E. 2013/3689 K. 04.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10511
KARAR NO : 2013/3689
KARAR TARİHİ : 04.03.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, kurum kararının iptaliyle emekliliğe hak kazandığının tespitiyle biriken aylıklarının faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava; davacının, davalı Kurum tarafından çakışan sigortalılık süreleri nedeni ile iptal edilen yaşlılık aylığının yeniden bağlanması ve ödenmeyen aylıkların faizi ile ödenmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 25.07.2008 tarihinde tahsis talebinde bulunan davacıya, 22.03.1985 – 25.07.2008 tarihleri arasındaki 8403 gün 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılığı ve 600 gün askerlik borçlanması dahil olmak üzere 9003 gün hizmete karşılık 01.08.2008 tarihi itibari ile yaşlılık aylığı bağlandığı, ancak daha sonra davalı Kurum’un 01.07.2009 tarihli yazısı ile davacıya; 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmaları dikkate alındığında, 8214 gün 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalılığı, 600 gün askerlik borçlanması ve 49 gün 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışması nedeniyle toplam 8863 gün hizmeti bulunduğu ve 9000 günü tamamlamadığından aylık bağlanamayacağının bildirildiği, davacının 1988/3. dönemde 01.10.1988 tarihinden itibaren 11 gün, 1989/1. dönemde 30.09.1989 tarihine kadar 6 gün, 15.03.1996 – 15.04.1996 tarihleri arası 45 gün ve 11.04.2006 – 16.05.2006 tarihleri arası 36 gün 506 sayılı Yasa kapsamında çalışmasının bulunduğu, davalı Kurum tarafından davacının 01.10.1988 ve 30.04.1989 tarihleri arasındaki çalışmanın blok çalışma olarak kabul edildiği, bu nedenle de 27.07.1999 varide tarihli bildirge gereğince 22.03.1985 tarihi itibari ile 1479 sayılı Yasa kapsamında tescil edilen davacının davalı Kurum tarafından; 22.03.1985 – 30.09.1988, 01.05.1989 – 14.03.1996 ve 16.04.1996 – 19.09.2008 tarihleri arasında toplam 22 yıl, 9 ay, 24 gün 1479 sayılı Yasa kapsamında sigortalı sayıldığı, ancak davacının 01.10.1988 tarihli işe giriş bildirgesinin üzerinde “ Çalışmamıştır ” ve 01.06.2009 tarihli memur havalesi ile “ İptal-İpka tarafımca yapılmıştır ” yazmakta olduğu anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan, 1479 sayılı Yasa’nın 14.03.1985 Tarih ve 3165 sayılı Yasa ile değişik 25. maddesinin birinci fıkrasında; “ 24. maddeye göre sigortalı sayılanlardan gelir vergisi mükellefi olanlar, mükellefiyetin başlangıç tarihinden, gelir vergisinden muaf olanlar ile vergi kaydı bulunmayanlar da Esnaf ve Sanatkar siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıtlı oldukları tarihten itibaren kendiliğinden bu kanuna göre sigortalı sayılırlar. ” düzenlemesi yer almaktadır. Maddenin son fıkrasında ise; “ Bu Kanun’a göre sigortalı sayılanlardan, bu sigortalılıklarının devamı süresince, aynı zamanda hizmet akti ile çalışanların … sigortalılıkları devam eder. Bunlar kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulu diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına girmezler. ” hükmü bulunmaktadır. Daha sonra 1479 sayılı Yasa’nın 25. maddesi, 20.06.1987 Tarih ve 3396 sayılı Yasa ile değiştirilerek bu Yasa kapsamında sigortalı olanlardan vergi kaydı bulunmayanların hizmet akti ile çalışmaya başladıkları tarihte … sigortalılıklarının sona ereceği düzenlenmiştir.
Somut olayda; yukarıdaki Yasa maddeleri kapsamında, davacının 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının, 3165 sayılı Yasa ile değişik 25. maddenin yürürlükte bulunduğu dönemde başladığı, bu itibarla; hizmet aktinin sona erdiği tarihten sonra oda ve sicil kaydı ile oluşan sigortalılığın da devam ettiğinin kabulünün gerekeceği göz ardı edilerek … şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 04/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.