YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10594
KARAR NO : 2011/9164
KARAR TARİHİ : 31.10.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, 01/06/1996 tarihinden itibaren Tarım … sigortalısı olduğunun tespitine, 6111 sayılı Kanun’dan yararlandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde 19.4.1995 tarihinden 31.12.2009 tarihine kadar sigortalı olduğu günler dışlanmak suretiyle Tarım … sigortalısı olduğunun tespitini istemiş, daha sonra duruşmada talebini daraltarak 1.6.1996 tarihinden itibaren sigortalılığın tespitini talep etmiş ve 6111 sayılı yasadan yararlandırılmasına karar verilmesini bildirmiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile davacının 1.6.1996-31.12.1997, 1.5.2001-31.12.2001 tarihleri arasında davalı Kurumca sigortalı olarak kabul edildiği süreler dışında Tarım … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 1.6.1996 tarihi itibariyle tarım sigortalısı olarak kayıt ve tescil edildiği, davacının SSK sigortalılığı nedeniyle 19.4.1997 tarihinde tescilin silindiği, daha sonra davacının dava açılmadan önce 5510 sayılı Yasanın Geçici 17.maddesi gereğince prim borcunu ödemek için Kuruma 21.4.2011 tarihinde başvurduğu anlaşılmıştır. davalı Kurumca talebinin kabul edilerek yeniden 1.4.2011 tarihi itibariyle tarım sigortalısı olarak tescilinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Davanın Yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın Geçici 17.maddesi olup anılan maddede; Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez.
Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.
Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.
Somut olayda, davacı ile davalı Kurum arasındaki uyuşmazlık davacının 1.6.1996- 31.12.2009 tarihleri arasında sigortalılık şartlarının bulunup bulunmadığı konusunda değil prim borcu bulunması nedeniyle 19.4.1997 tarihi itibariyle sigortalılığının durdurulmuş olmasından çıkmıştır.
Yapılacak iş; davacının 1.4.2011 tarihinde yaptığı başvuru üzerine prim borcunun yapılandırılma talebinin kabul edilip edilmediğini durdurulan sigortalılığının yeniden başlatılıp 2011 yılına kadar sigortalı sayılıp sayılmadığı sorularak, talebi kabul edilmiş ise konusu kalmayan davanın reddine ve yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına karar verilmesi, kabul edilmemiş ise davacıya bu döneme ilişkin 5510 sayılı Yasanın 80.maddesine göre belirlenecek prim borcunu Geçici 17. Maddede belirtilen süre içinde davalı Kuruma ödemek için müracaatta bulunması için önel vermek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 31/10/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.