YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10654
KARAR NO : 2011/9189
KARAR TARİHİ : 31.10.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı,30.6.1995 tarihini takip eden aybaşından itibaren … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu,işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde 30.06.1995 tarihini takip eden aybaşından itibaren Tarım … sigortalısı olduğunun tespiti talebinde bulunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile davacının 30.06.1995-01.05.2004 tarihleri arasında Tarım … sigortalısı olduğunun tespitine ve tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar devamı kararı verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden davacının 01.05.2004 tarihi itibariyle kayıt ve tescil edildiği, davacının prim borcu bulunduğundan 5510 sayılı Yasanın Geçici 17.maddesi gereğince 13.802,13 TL prim borcunu ödemesi için davacıya tebligat yapıldığı, prim borcunun ödememesi nedeniyle sigortalılığının durdurulup 25.04.2011 tarihinde yeniden başlatıldığı, davacının dava açıldıktan sonra 29.05.2011 tarihinde sigortalılığının durdurulduğu tarihten itibaren biriken prim borcunu yapılandırma yoluyla ödemek için müracaatta bulunması üzerine davalı Kurumca talebinin kabul edilerek prim borcunun 6111 sayılı Yasa gereğince yapılandırılıp takside bağlandığı anlaşılmaktadır. Davanın Yasal dayanağı 5510 sayılı Yasanın Geçici 17.maddesi olup anılan maddede; Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, 1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre tescilleri yapıldığı halde, bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla beş yılı aşan süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, prim borçlarının ödenmesine ilişkin Kurumca çıkarılacak genel tebliğin yayımı tarihini takip eden aybaşından itibaren 6 ay içerisinde ödememeleri halinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Prim borcuna ilişkin süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek, Kurum alacakları arasında yer verilmez.
Ancak, sigortalı ya da hak sahipleri daha sonra müracaatları tarihindeki 80 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını, borcun tebliğ tarihinden itibaren üç ay içinde ödedikleri takdirde, bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir.
Sigortalılıkları önceki kanunlara göre durdurulanlar için de bu maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.
Somut olayda, davacı ile davalı Kurum arasındaki uyuşmazlık davacının 01.07.1995 ile 30.06.2011 tarihleri arasında sigortalılık şartlarının bulunup bulunmadığı konusunda değil prim borcu bulunması nedeniyle sigortalılığının durdurulmuş olmasından çıkmıştır.
Yapılacak iş; davacının 29.05.2011 tarihinde yaptığı başvuru üzerine prim borcunun yapılandırılma talebinin kabul edilip edilmediğini durdurulan sigortalılığının yeniden başlatılıp 01.07.1995-30.06.2011 tarihleri arasında sigortalı sayılıp sayılmadığı sorularak, talebi kabul edilmiş ve 01.07.1995-30.06.2011 tarihleri arasında sigortalı sayılmış ise konusu kalmayan dava hususunda karar verilmesine yer olmadığına ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, ihya talebi kabul edilmemiş ise davacıya bu döneme ilişkin 5510 sayılı Yasanın 80.maddesine göre belirlenecek prim borcunu Geçici 17. Maddede belirtilen süre içinde davalı Kuruma ödemek için müracaatta bulunması hususunda önel vermek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Ayrıca, HUMK. nun 74. maddesi gereğince hakim, kural olarak iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup talepten fazlasına veya başka bir şey hüküm veremez.
Somut olayda davacının dava dilekçesinde prim borçlarının 6111 sayılı Yasa kapsamında yapılandırılmasına ilişkin bir talebi bulunmadığı halde HUMK. 74. maddesine aykırı olarak talep aşılmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun ve davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 31.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.