Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/1068 E. 2011/3001 K. 31.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1068
KARAR NO : 2011/3001
KARAR TARİHİ : 31.03.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı kanuni gerektirici sebeplere verilen kararın bozma kararına uygun olmasına göre davacılar Hacer ve … dışındaki davacıların tüm, davacı … ve …’nın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava, davacıların yakınlarının iş kazası sonucu ölümü nedeniyle davacıların maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, verilen 29.12.2009 tarihli kararda davacıların maddi tazminat taleplerinin feragatten reddedildiği, davacıların manevi tazminat taleplerinin aynen kabulüne karar verilerek davacı eş Hacer yararına 35.000.00-TL, çocukların her biri yararına 30.000.00-TL, davacı baba yararına 20.000.00-TL, davacı kardeşlerin her biri yararına 2000.00-TL manevi tazminata hükmedileceği, bu kararın Dairemizin 11.10.2010 tarihli kararı ile davacıların dava açarken davalı tarafın tam kusuruna dayanarak talepte bulundukları oysa sigortalının %40 kusurlu olduğunun mahkemece hükme esas alınan kusur raporu ile sabit olduğu, bu nedenle davacıların talep ettikleri manevi tazminat miktarından sigortalının ortak kusuru gözetilerek bir miktar indirim yapılarak hüküm altına alınacak manevi tazminat miktarlarının belirlenmesi gerektiği, ayrıca çocuklar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının emsallerine göre fazla olduğu gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak davacıların maddi tazminat talepleri ile ilgili verilen karar bozma dışı kaldığından ve kesinleştiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, davacı eş için 25.000.00 TL, çocuklar için ayrı ayrı 15.000.00’ er TL, baba için 12.000.00 TL ve kardeşler için ayrı ayrı 1.500.00’ er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazla talebin reddine, karar verilmiştir.
Davacılar murisinin iş kazası sonucu öldüğü, olayda murisin % 60, davalı işverenin % 40 oranında kusurlu oldukları dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile sigortalıya verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, hükmedilecek tutarın manevi tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda olması gerektiği de söz götürmez.
Bu ilkeler ve Dairemizce 29.12.2009 tarihli mahkeme kararının davacı çocuklar dışındaki davacılar yönünden sadece dava dilekçesinde davalının tam kusuruna dayanarak dava açılması sebebiyle bir miktar indirim yapılarak manevi tazminatın takdir edilmesi gerekirken manevi tazminat talebinin aynen kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozulduğu gözetilerek talep ettikleri miktardan matematiksel olmayan uygun bir indirim yapılarak davacı eş … yararına 30.000.00 TL , baba … yararına 15.000.00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken manevi tazminat talebinden çok yüksek miktarda indirim yapılmak suretiyle davacı … yararına 25.000.00 TL ve davacı … yararına 12.000.00 TL’sına hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının tamamen silinmesine, yerine,
“1-Davacıların maddi tazminat talepleri ile ilgili verilen karar bozma kararı kapsamı dışında kaldığından ve kesinleştiğinden bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
2- Davacı eş … için 30.000.00 TL, çocuklar … için ayrı ayrı 15.000.00’ er TL, baba Hasan için 15.000.00 TL ve kardeşler …ve ….için ayrı ayrı 1.500.00’ er TL manevi tazminatın 26.12.2007 ölüm tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara verilmesine,fazla istemin reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları üzerinden davacı … için hesaplanan 3.520.00 TL avukatlık ücretinin, davacıla…. için ayrı ayrı 1.800.00’er TL avukatlık ücretinin, davacı baba … için 1.800.00 TL avukatlık ücretinin ve davacılar Saniye ve Gülsüm için 1.100.00 er TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, reddedilen manevi tazminat miktarları üzerinden davacı eş …’dan 1.100.00 TL avukatlık ücretinin, davacılar ….’dan 1.800.00 er TL avukatlık ücretinin,davacı baba …’dan 1.800.00 TL avukatlık ücretinin, davacılar …ve ….’den 1.100.00 er TL avukatlık ücretinin, davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
3-Davacılar tarafından yapılan toplam 604.45 TL yargılama giderinden, kabul ve ret oranına göre takdiren 330.45 TL’sının davalıdan alınarak davacılara verilmesine , kalanın davacılar üzerinde bırakılmasına,
4-Alınması gereken 5.524.20 TL ilam harcının davalı tarafından peşin yatırılan 5.858.50-TL bakiye karar ve ilam harcından düşümüyle kalan 334.30-TL harcın karar kesinleştikten sonra talep halinde davalıya iadesine, davacı tarafından peşin yatırılan 2.188.10 TL harcın talep halinde davacılara iadesine, peşin alınan 5.524.30 TL harcın Hazineye irad kaydına, ” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
31.03.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY
Davacılar, murislerinin iş kazasının meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı iddiası ile tazminat talebinde bulunmuşlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacılar murisinin %60, davalının %40 oranında kusurlu bulunduğu kabul ile hüküm kurulmuştur. Hakimin BK’nun 43/1 madde hükmüne göre tarafların kusur derecelerini hal ve mevkiin icabını gözönünde tutarak tazminat miktarını belirlemesi gerekmektedir. Mahkemece de bu kural gözönünde tutularak tazminat belirlemesi yapılmıştır. Mahkemece sadece kusur oranları gözönünde tutularak matematiksel bir belirleme yapılmadığı hüküm altına alınan tazminat miktarından bellidir. Davalı yanın hüküm altına alınan tazminat miktarını temyiz etme durumu olmadığı gibi, bozma ilamımızda belirtilen “talepten bir miktar indirim yapılması” sözcüklerinin de açıkça miktar belirtilmemiş indirim miktarı hakimin takdirine bırakılmış olmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak teşkil etme durumu söz konusu değildir. Açıkladığım bu nedenlerle Mahkeme kararının onanması gerektiğini düşündüğümden çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.