Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/10894 E. 2012/19131 K. 08.11.2012 T.
Yayınlanma Tarihi: 11.02.2024 13:09
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10894
KARAR NO : 2012/19131
KARAR TARİHİ : 08.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere, temyizin kapsamı ve temyiz nedenlerine göre davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 25.02.2004 tarihinde meydana gelen zararlandırıcı sigorta olayı sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davalılardan İzfaş…AŞ’ne yönelik davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacı ...’ın maddi zararı sigorta tahsisleri peşin sermaye değeri ile karşılandığı, davacı ... ise hak sahibi olmadığı gibi, davacıların; davalılardan Limit İnş Müh. Ltd Şti’den maddi ve manevi tazminatlarına karşılık 50.000,00-TL alarak sulh sözleşmesi düzenledikleri, bu sözleşme ile manevi tazminat istemlerini sınırlandırdıkları, Davalı Limit İnş Müh Ltd Şti’nin fazladan ödediğini kusurları oranında diğer davalılara rücu etmesinin mümkün bulunduğundan bahisle, davacıların diğer davalılara yönelik davalarının reddine karar verilmiş ve bu karar süresinde davacılar vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunmaktadır. İhtiyari dava arkadaşlarının davada birlikte hareket etmeleri sadece biçimsel bakımdandır. Esas olarak ihtiyari dava arkadaşlarının davaları biri birinden bağımsızdır. Diğer bir deyişle ihtiyari dava arkadaşlarından birinin kendi başına sulh olması mümkün olup bu sulh diğer dava arkadaşlarını etkilemez. Onların davasına devam olunmak gerekir. Öte yandan Sulh protokolündeki bu sözleşme ile davacıların diğer davalılara yönelik haklarından vaz geçmediklerine ilişkin düzenleme karşısında manevi tazminata yönelik istemlerinin sınırlandırıldığının değil, hüküm altına alınacak manevi tazminatlara karşılık kısmi bir ödeme, kabul edilmek suretiyle sulh olunduğunun kabul edilmesi gerektiği ortadadır.
Hal böyle olunca sulh sözleşmesinde taraf olmayan davalılar bakımından davaya devam edilmek gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
O halde davacıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
08.11.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.