YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11292
KARAR NO : 2011/8946
KARAR TARİHİ : 31.10.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, ilk kesinti tarihini takip eden aybaşından itibaren 1.1.2003 tarihine kadar Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tesbitine 6111 sayılı kanundan yararlandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. İşin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, Aynes firması tarafından süt ürünü satışından 1998 yılında “… Ka” adına yapılan prim kesintilerinin davacı … Göncüye ait olduğunun ve davacının kesintinin yapıldığı tarihten tescil edildiği 1.1.2003 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun tespiti istemine ilişkin olup davacı vekili 12.4.2011 tarihli harçlı ıslah dilekçesi ile davacının 6111 sayılı Yasadan yararlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece “… Ka” isimli kişi adına yapılan kesintinin davacıya aidiyetinin kabulü ile davacının l.l2.l998- 1.1.2003 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğunun ve 6111 sayılı Yasadan yararlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Bu tür davalar için özel bir ispat yöntemi öngörülmemiş olup davanın niteliğinin kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Somut olayda zabıtaca yapılan araştırmada köyde “… Kara” ve “… ” isimli kişilerin bulunduğu bildirilmiştir. Satılan sütün bedelinden “… Ka” adına yapılan bu kesintilerin bu kişilere ait olması muhtemel bulunduğundan yapılacak iş bu kişileri mahkemeye çağırıp dinlemek, 1998 yılında süt üreticiliği ve süt satışı yapıp yapmadıklarını köy muhtarlığı, İlçe noterliği Vergi Dairesi gibi kurum ve kuruluşlardan resen araştırmak, dava bu kişilerin de hak alanını igilendirdiğinden gerekirse davacıya bu kişileri davaya yöntemince dahil etmesi için önel vermek ve çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.
Öte yandan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 83. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya talep sonucunu değiştirebilmesi imkânını sağlamaktadır. İki taraf da duruşmada hazır iseler ıslah sözlü olarak yapılabilir. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Başka bir anlatımla ıslah, açılmış bir davada taraflarca yapılmış usule ilişkin işlemlere yönelik olarak yapılmalıdır. Bu bağlamda, yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte
bulunma olanağı bulunmamaktadır. Davacı isterse dava dilekçesini tamamen ıslah ederek dava konusunu değiştirebilirse de, yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Ancak, davacı peşin harç yanında başvuru harcını da yatırarak yeni bir talep de bulunması hallerinde ise bir ek dava olarak nitelendirilme hali olayımız dışındadır.
Somut olayda davacının dava dilekçesinde yapılandırma yasasından yararlandırılması konusunda bir talebi bulunmadığı ve dava konusu yapmadığı bir konuda ıslahla talepte bulunamayacağı halde mahkemece bu yön gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.
Yapılacak iş; davacının ilerde bu konuda dava açma hakkı saklı kalmak üzere 6111 sayılı Yasa ile ilgili istemin reddine karar vermektir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve araştırma, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 3.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.