Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/11907 E. 2013/4877 K. 18.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11907
KARAR NO : 2013/4877
KARAR TARİHİ : 18.03.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, Kurum işleminin iptaliyle, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı, 01.10.2008 tarihi itibariyle bağlanan yaşlılık aylığının iptali nedeni ile davalı Kuruma yersiz ödediği maaş tutarının geri ödediği 19/03/2010 tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan geri tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiş ise de bu sonuca eksik inceleme ve araştırma ile gidilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıya 3201 sayılı yasaya göre yurt dışı hizmetleri ile Türkiye’de geçen hizmetlerinin birleştirilip 01/10/2008 tarihinden sonra yaşlılık aylığı bağlandığı, ticari faaliyetinin devam etmesi nedeniyle 27.01.2005-01.03.2010 tarihleri arası vergi kaydının, 08.11.2005-26.03.2010 tarihleri arası meslek odası kaydının bulunduğu, davalı Kurumca 3201 sayılı yasanın 5754 sayılı yasa ile değişik 6.maddesi gereğince “5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun’un, sosyal güvenlik destek primi hakkındaki hükümlerinin bu kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlar için uygulanmayacağına” ilişkin düzenlemesi sebebi ile davacının 3201 sayılı yasaya göre yaptığı borçlanma ile birlikte yaşlılık aylığına hak kazandığından emeklilik sonrası devam eden ticari faaliyeti sebebi ile yaşlılık aylığının başlangıçtan itibaren kesildiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 16/06/2010 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 5997 sayılı Yasa ile 3201 sayılı Yasanın 6/B maddesinde yapılan değişikliğin geçmişe yönelik uygulanıp uygulanmadığı noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Yasanın 6. maddesinin “B” bendinde “Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan Türkiye’de sigortalı çalışmaya başlayanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. 31.5.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primi hakkındaki hükümleri, bu Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlar için uygulanmaz.” düzenlemesine yer verilmiştir. Her ne kadar, anılan Yasada 19.06.2010 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5997 sayılı Yasanın 15. maddesi ile yapılan değişiklikle, 3201 sayılı Yasadan yararlanmak suretiyle aylık bağlananların, Türkiye’de sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışabileceği belirtilmiş ise de; yürürlük tarihi ve her yasanın kendi yürürlük döneminde uygulanması gerektiği gözetildiğinde, anılan değişikliğin sigortalı lehine uygulama olanağı bulunmamaktadır. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 15.6.2012 gün 2012/21-196 E., 2012/396 K. sayılı kararında da aynı husus benimsenmiştir.
Görüldüğü gibi, 19/06/2010 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 5997 sayılı Yasa ile, yurtdışı hizmetlerini borçlanarak yaşlılık aylığı bağlananlara Türkiye’de destek primi ile çalışabilme imkanı sağlanmıştır. Ne var ki, anılan bu yasa hükmünün geçmişe de yürütüleceğine ilişkin bir geçiş hükmü getirilmemiştir. Böyle olunca, 05/08/2008 tarihinden 19/06/2010 tarihine kadar Türkiye’de sigortalı çalışanların aylıklarının kesilmesi zorunludur. Yasada açık düzenleme bulunan hallerde yorum kurallarına gidilmesi ve geçmişe yönelik uygulanması mümkün değildir.
Somut olayda, davacının 19/06/2010 tarihinden önce 5510 sayılı Yasaya göre sigortalı çalışması bulunduğu sabit olduğuna göre, davacının meslek odası kaydının sona erdiği 26.03.2010 tarihi itibariyle yaşlılık aylığının kesilmesinde ve ödenen aylıkların geri istenmesinde Yasaya aykırılık bulunmadığından, Mahkemece 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi de gözönünde tutularak karar verilmesi gerekirken, … şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 18/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.