Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/12111 E. 2012/18293 K. 01.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12111
KARAR NO : 2012/18293
KARAR TARİHİ : 01.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, yaşlılık aylığının iptaline ilişkin Kurum işleminin iptaline, kesildiği tarihten itibaren yeniden bağlanmasına, ödenen aylıklar nedeniyle Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Davacı, 3201 sayılı Yasa’ya göre yurtdışı hizmetlerini borçlanarak bağlanan yaşlılık aylığının, Türkiye’de 1479 sayılı Yasa kapsamındaki çalışması nedeniyle iptal edildiğini ödemelerin geri istendiğini belirterek Kurum işleminin iptalini ve kesilen yaşlılık aylığının ödenmeye devam edilmesi gerektiğinin tespitini istemiştir.
Mahkemece, davacı yararına olan 5997 sayılı Yasa’nın 14.maddesi ile değişik 3201 sayılı Yasa’nın 6/B maddesinin, yürürlüğe girdiği 19.6.2010 tarihinden önceki uyuşmazlıklara da uygulanacağı kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıya 506 sayılı Yasa kapsamında 5264 gün,askerlik borçlanması ve 3201 sayılı Yasa kapsamında yurtdışı borçlanması ile birlikte 1.11.2009 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının 23.9.2009-2.8.2010 tarihleri arasında Vergiye kayıtlı olması nedeniyle 1479 sayılı Yasa’nın 24.maddesi uyarınca 23.9.2009 tarihinden itibaren 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı olarak tescil edildiği davacıya bağlanan yaşlılık aylığının başlangıcından itibaren iptal edilerek 1.11.2009-21.10.2010 süresince ödenen 10.709 .18 TL’ nin borç kaydedildiği 5754 sayılı Yasa ile değişik 3201 sayılı Yasa’nın 6/B maddesine göre; bu Kanuna göre aylık bağlananlardan yeniden çalışmaya başlayanların aylıklarının çalışmaya başladıkları tarihten itibaren kesilmesi gerektiğinden Kurum tarafından davacıya bağlanan yaşlılık aylığının bağlandığı tarih itibariyle iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, yurtdışında geçen çalışmaların borçlanılması sonucu sigortalıya yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra, sigortalının Türkiye’de sosyal güvenlik kurumlarına tabi olacak şekilde çalışması durumunda 3201 sayılı Yasa’nın 6/B maddesi uyarınca yaşlılık aylığının kesilip kesilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan ve uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Yasa’nın 5754 sayılı Yasa’nın 79. maddesi ile değişik 6/B maddesine göre; ”bu Yasa hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alanlar ile Türkiye’de sigortalı çalışmaya başlayanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir.”
5997 sayılı Yasanın 15. maddesi ile 3201 sayılı Yasanın 6/B maddesi değiştirilerek “ Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. Türkiye’de sigortalı olarak çalışmaya başlayanlar hakkında 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışılmasına ilişkin hükümleri uygulanır.” hükmü getirilmiş, madde hükmü 19.06.2010 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Mahkemece, 5997 sayılı Yasa’nın 15.maddesi ile 3201 sayılı Yasa’nın 6/B maddesinde yapılan değişikliğin, yürürlüğe girdiği 19.6.2010 tarihinden önceki uyuşmazlıklara uygulanmasının mümkün olmadığı gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Somut olayda davacının 23.9.2009 tarihinde başlayan vergi kaydı 2.8.2010 tarihinde sona ermiş 21.12.2010 tarihli tahsis talebine istinaden de yaşlılık aylığı 21.1.2011 tarihinden geçerli olmak üzere yeniden bağlanmıştır.Davacının vergiye tabi çalışması 19.06.2010 tarihine kadar devam ettiğinden Yasa’nın açık hükmü karşısında Yasa’nın yürürlük tarihinden itibaren yaşlılık aylığını yeniden bağlaması gerektiği ve 1.11.2009-16.6.2010 tarihleri arasında ödenen aylıklar yönünden ise yersiz ödeme olduğu açıktır.
6111 sayılı Yasanın 44.maddesi ile değişik 5510 sayılı Yasanın “Yersiz Ödemelerin Geri Alınması” başlıklı 96. maddesinde;
“Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.
Alacakların yersiz ödemelere mahsubu, en eski borçtan başlanarak borç aslına yapılır, kanunî faiz kalan borca uygulanır. Bu hüküm ilgili hak sahiplerinin muvafakat etmeleri kaydıyla, aynı dosyadan diğer bir hak sahibine yapılan yersiz ödemelere mahsubunda da uygulanır.
Yersiz ödemenin gelir ve aylıklardan kesilmesinde, kesintinin başlayacağı ödeme dönemi başı itibarıyla kanunî faizi ile birlikte hesaplanan borç tutarı, gelir ve aylıktan % 25 oranında kesilmek suretiyle uygulanır.
Yersiz ödemelerin tespiti ile geri alınmasına ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında 5510 sayılı Kanunun 96. maddesinin değerlendirilmesi suretiyle karar verilmesi gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır. (Hukuk Genel Kurulunun 15.6.2011 gün ve 2011/21-196-396 E.K. sayılı kararı da aynı yöndedir)
Açıklanan nedenlerle, mahkemece öncelikle, 5510 sayılı Kanunun 96. maddesi kapsamında araştırma ve inceleme yapılarak, yersiz ödemenin davacı sigortalının kasıtlı ve kusurlu davranışından mı, davalı … Kurumunun hatalı işleminden mi kaynaklandığı; eş söyleyişle davacının sebepsiz zenginleşmede iyiniyetli olup olmadığı hususlarının belirlenmesi; ardından da yine 5510 sayılı Kanunun 96. maddesi hükmü gözetilerek yapılacak değerlendirme ve varılacak sonuç ile iade yükümünün kapsamı konusunda bir karar verilmesi gerekirken yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.