YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12275
KARAR NO : 2012/18780
KARAR TARİHİ : 06.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre, davacı kardeşlerin tüm, diğer davcıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Davacıların murisi …’ün 08.06.2009 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu yaşamını yitirdiği olayda kazalının kusurunun olmadığı, davalı işverenliğin % 100 oaranında kusurlu oldukları anlaşılmaktadır.
B.K’nun 47. Maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.6.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)
Bu ilkeler gözetildiğinde davacı eş yararına hükmedilen 30.000.00-TL manevi tazminat ile çocuk yönünden hükmedilen 20.000.00-TL manevi tazminat ile anne-baba yönünden hükmedilen 10.000.00’ar-TL manevi tazminatların az takdir edildiği ortadadır.
3-Davacı eş … ve çocuk …’un 22.11.2010 tarihinde ıslahen artırdıkları maddi tazminatları yönünden; dava dilekçesinde fazlaya ait haklarını saklı tutarak olay tarihinden itibaren yasal faiz istedikleri açık iken hüküm altına alınan ve ıslahen artırılan maddi tazminatlar yönünden olay tarinden itibaren işleyecek yasal faiz ile tahsile karar verilmesi gerekirken bu yönde hüküm kurulmaması da doğru olmamıştır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.
O halde, davacılardan eş, çocuklar ile ana ve babanın bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacılara iadesine 06/11/2012 günü oy birliği ile karar verildi.