Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/12898 E. 2012/12223 K. 26.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12898
KARAR NO : 2012/12223
KARAR TARİHİ : 26.06.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacı ile davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının ve davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava iş kazası sonucu ölen sigortalının yakınlarının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, 2 çocuğun maddi tazminata ilişkin taleplerin SGK’ca karşılanmış olduğundan reddine, eş için 36.490,84TL maddi ve 70.000,00TL manevi tazminat ile 2 çocuğa ayrı ayrı 60.000,00 ‘er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacılar murisi sigortalı …’nın %30 , davalının doğrudan %40 ve dava dışı 3 ayrı şahsın %10’arlık kusurlarıyla davalının toplam %70 oranında kusurlu olduğu, dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Zararlandırıcı sigorta olayına maruz kalan murisin yakınlarının maddi zararının hesabında, gerçek ücretin esas alınması koşuldur. Gerçek ücretin ise, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Davacıların murisi, davalı işyerinde iş makinası operatörü olarak çalışmakta iken geçirdiği iş kazası sonucu 09.01.2008 tarihinde vefat etmiştir.
Mahkemece … Ticaret Odasından 09.01.2008 tarihinde bir yem fabrikasında çalışan tecrübeli bir kepçe operatörünün aylığı sorulmuş,cevaben 1.800,00TL-2.000,00TL denilmiştir.Somut olayda hesap bilirkişisi de raporunda bu cevaba göre aylığı 1.800,00TL alarak günlük 60,00TL’den hesap yapmıştır.60,00.-TL net ücrete göre yapılan maddi tazminat hesabı mahkemece hükme esas alınmıştır.

Oysa davalıya ait işyerinde çalışan murisin imzalı ücret bordroları dosya içerisinde mevcuttur. Hükme esas alınan … Ticaret Odası cevabındaki ücretler gerçeği yansıtmamaktadır.
Mahkemece, davacının yaşı, eğitim durumu, mesleki kıdemi ve yaptığı iş belirtilerek, ilgili meslek odasından olay tarihinden müzekkerenin yazıldığı tarihe kadar emsal işçinin alabileceği aylık net ücreti her yıl için ayrı ayrı sormak, ilgili meslek kuruluşu tarafından bildirilen ücretler ile murise ait sigorta şahsi sicil dosyasındaki imzalı ücret bordrolarındaki ücretler değerlendirilerek gerçek ücretin belirlenmesiyle maddi tazminatı yeniden hesaplamak gerekirken, bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
3-Öte yandan, Borçlar Kanunu’nun 47. maddesinde hakimin bedensel bütünlüğün bozulması halinde olayın özelliklerini göz önünde tutularak zarar görene adalete uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar vereceği öngörülmüştür. Bedensel bütünlük eş deyişle vücut bütünlüğü kavramının fizik bütünlük yanında ruhsal bütünlüğü ve sağlığı da kapsadığı tartışmasızdır. Olayın özelliklerinin neler olduğu 22.06.1966, 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nda açıklanmıştır. Bunlar her olayda değişebilir. Bu nedenle hakiminin kararında bu özellikleri objektif ölçülere göre göstermesi gerekir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de, hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, davacının sürekli iş göremezlik oranı, işçinin yaşı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23.06.2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararı).
Bu ilkeler gözetildiğinde eş ve çocuklar için hükmedilen manevi tazminatlar fazladır.
4-Kabule göre de, maddi tazminatın Kurumca yapılan ödeme ile karşılanması halinde reddolunan maddi tazminat yönünden davalı taraf yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi de isabetsizdir.
O halde davacının ve davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya yükletilmesine, 26/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.