YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1317
KARAR NO : 2011/5922
KARAR TARİHİ : 23.06.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, ilk prim kesintisinin yapıldığı tarihi takip eden aybaşından itibaren tarım … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle kamu düzenine ilişkin hususlarda kesin hükümden söz edilemeyeceğinden davacının ürün bedelinden prim kesintisinin yapıldığı 20.06.1995 tarihini takip eden aybaşı olan 01.07.1995 ile 31.12.1995 tarihleri arasında 2926 sayılı Yasa gereğince Tarım … sigortalı olduğunun tesbitine dair kamu düzenine ilişkin hizmet tesbitine yönelik kararda hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 23.06.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Uyuşmazlığın çözümü “usuli kazanılmış hak” kavramının açıklanmasını ve açıklanan olgular karşısında somut olay ve taraflar yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılmasını gerektirmektedir.
HUMK.’da usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır.
Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır.Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasanın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır.
Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Benzer şekilde; uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.(HGK.’nun 21.01.2004 gün, 2004/10-44 E, 19 K.)
Bu sayılanların dışında ayrıca; görev konusu, hak düşürücü süre kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez. (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü-6. Baskı, cilt 5, 2001).
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. HGK.nun 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, 2006/527 K, 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.,
Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (09.05.1960 T., 21/9; 04.02.1959 gün 13/5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı)
Taraflardan yalnız birinin temyiz etmiş olduğu hüküm, temyiz eden o tarafın aleyhine olarak bozulamaz. Buna “aleyhe bozma yasağı” denir. Bozma kararına uyulmakla orada açıklanan biçimde araştırma ve inceleme yapılması ve gene orada benimsenen hukuki esaslar uyarınca karar verilmesi konusunda “usuli kazanılmış hak ” doğar. ( HGK. nun 16.04.2003 T., 2003/11-277 E., 2003/295 K., 23.02.2005 T., 2005/21-175 E., 2005/83 K.,)
Taraflardan yalnız birinin hükmü temyiz etmesi halinde Yargıtay’ın temyiz eden tarafın yararına olarak verdiği bozma kararına uyan yerel mahkeme artık, temyiz eden tarafın önceki bozulan karara oranla daha eleyhine bir hüküm veremez. Buna da “aleyhe hüküm verme yasağı” denir. Yargıtay Dairesi de sonradan ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara (usuli kazanılmış hakka) aykırı bir şekilde karar veremez.
Aksi halde usul hükümleri ile hedef tutulan istikrar zedelenir ve mahkeme kararlarına karşı güven sarsılır.
Somut olaya gelince, davacı ilk prim kesintisinin yapıldığı tarihi takip eden aybaşından dava tarihi olan 07.06.2006 tarihine kadar tarım … sigortalısı olduğunun tespitini istemiş, mahkemece davacının ilk prim kesintisinin yapıldığı 20.07.2000 tarihini takip eden aybaşı olan 01.08.2000 tarihinden 31.12.2000 ve 01.06.2003-07.06.2006 tarihleri arasında tarım … siortalısı olduğunun tespitine fazla talebin reddine karar verilmiş, kararın davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine Dairemizce mahkeme kararı davacının tespite karar verilen dönemlerde ayrıca 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı olarak gözüktüğünden, 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalılık süreleri belirlenerek çifte sigortalı oluşturmayacak şekilde kararı davacının temyiz etmediği de gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuş, Mahkemece bozma kararına uyulmasına karar verilerek araştırma yapılmış davacının tespite karar verilen dönemde 1479 sayılı Yasaya tabi sigortalı olduğu belirlenmiş, ancak davacının sattığı ürün bedelinden 20.06.1995 tarihinde prim kesintisi bulunduğu gerekçesiyle 01.07.1995-31.12.1995 tarihleri arasında tarım … sigortalısı olduğunun tespitine fazla talebin reddine karar verilmiştir. Karar davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Bozmadan önce verilen mahkeme kararında davacının 1995 yılında yapılmış prim kesintisine ilişkin belge dosyada bulunduğu halde mahkemece bu belge dikkate alınmayarak 01.08.2000-31.12.2000 ve 01.06.2003-07.06.2006 tarihleri arasındaki döneme ilişkin talebi kabul edilmiş, fazla talebi reddedilmiş ve davacı kararı temyiz etmemekle davalı yararına “usulü kazanılmış hak” doğmuştur. Yine Dairemizce kesintiye ilişkin bu belge dosyada bulunduğu halde kararı temyiz etmeyen davacı yararına karar bozulmamış, aleyhe bozma yasağı” gözetilerek davalı yararına bozulmuş ve bozma kararında da açıkça ” kararı davacının temyiz etmediği de gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği” açıkça yazılmıştır. Mahkemece bozma kararına uyuşmuş olması nedeniyle davalı yararına ikinci defa “usuli kazanılmış hak ilkesi” doğduğu gibi Dairemizce de sonradan ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara aykırı bir karar verilemeyeceğinden Mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekmektedir.
Sosyal güvenlik hakkından feragat edilemeceğine ilişkin kuralın kamu düzenine ilişkin “usuli kazanılmış hak” “aleyhe hüküm verme yasağı” ilkelerinin sonuçlarını ortadan kaldıracak bir etkisi bulumadığı gibi sosyal güvenliğe ilişkin bu kural “usuli kazanılmış hak”, “aleyhe hüküm verme yasağı” gibi emredici usul kurallarını ortadan kaldıracak istisnalar arasında da sayılmamıştır.
Sosyal güvenlik hakkı ile ilgili (2926 sayılı tarım … sigortalılığı ve yaşlılık aylığı) benzer bir ihtilafta Yargıtay Hukuk Genel Kurulu sosyal güvenlik hakkının “usuli kazanılmış hak ilkesini” ortadan kaldırmayacağı yönünde karar vermiştir. (HGK., 03.12.2008 T., 2008/10-730 E., 2008/732 K.)
Mahkeme kararının bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulması görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun “usuli kazanılmış hak”, “aleyhe hüküm verme” yasağı ilkesine aykırı olan onama kararı gerekçesine katılmıyorum.