YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13684
KARAR NO : 2013/3263
KARAR TARİHİ : 25.02.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı murisi, kesilen ölüm aylığın tekrar bağlanması gerektiğinin tespitiyle davalı Kuruma borcu olmadığına, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Davacı, murisine bağlanmış olan yaşlılık aylığının geçerli olduğunun ve kesildiği tarihten itibaren tekrar bağlanması gerektiğinin, davalı kuruma yersiz aylık ve prim borcu olmadığının ve ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, kurum işleminin iptali ile, davacıya murisin ölüm tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin ve davacının yersiz aylık ve prim borcunun bulunmadığının tespitine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı murisi …’na 1479 sayılı Yasa kapsamında ki hizmetleri ile 3201 sayılı Yasa kapsamında 1883 günlük yurtdışı borçlanması birleştirilmek suretiyle 01.12.2008 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, ticari faaliyetine devam etmesi nedeniyle vergi kaydının vefat etiği 06.06.2010 tarihine kadar devam etiği, yurt dışı borçlanmasına istinaden yaşlılık aylığı bağlandığından 5510 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği 1.10.2008 tarihinden sonra davacının yaşlılık aylığından sosyal güvenlik destek primi kesilmek sureti ile kendi nam ve hesabına çalışmasının mümkün olmadığından yaşlılık aylığının iptaline karar verildiği, Kurumun 11.05.2010 tarihli yazısı ile yersiz ödenen 11.788,18 TL’nin Kurum hesabına ödenmesinin istendiği, bu yazının tebliğinden sonra 06.06.2010 tarihinde davacı murisinin öldüğü, davacının 26.07.2010 tarihinde ölüm aylığı talebinde bulunması üzerine Kurumun 06.08.2010 tarihli yazısı ile ölüm aylığının bağlanabilmesi için borcun ödenmesi gerektiğinin bildirildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, yurtdışında geçen çalışmaların borçlanılması sonucu sigortalıya yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra, sigortalının Türkiye’de sosyal güvenlik kurumlarına tabi olacak şekilde çalışması durumunda 3201 sayılı Yasa’nın 6/B maddesi uyarınca yaşlılık aylığının kesilip kesilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Yasanın 6. maddesinin “B” bendinde “Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan Türkiye’de sigortalı çalışmaya başlayanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. 31.5.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primi hakkındaki hükümleri, bu Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlar için uygulanmaz.” düzenlemesine yer verilmiştir. Her ne kadar, anılan yasada 19.06.2010 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5997 sayılı Yasanın 15. maddesi ile yapılan değişiklikle, 3201 sayılı Yasadan yararlanmak suretiyle aylık bağlananların, Türkiye’de sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışabileceği belirtilmiş ise de; yürürlük tarihi ve her yasanın kendi yürürlük döneminde uygulanması gerektiği gözetildiğinde, anılan değişikliğin sigortalı lehine uygulama olanağı bulunmamaktadır. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 15.6.2012 gün 2012/21-196 E., 2012/396 K. sayılı kararında da aynı husus benimsenmiştir.
Mahkemece, davacı murisinin 09.01.1997 tarihinden itibaren devam eden vergi kaydı dikkate alındığında, 5997 sayılı Yasa’nın 15.maddesi ile 3201 sayılı Yasa’nın 6/B maddesinde yapılan değişikliğin, yürürlüğe girdiği 19.6.2010 tarihinden önceki uyuşmazlıklara uygulanmasının mümkün olmadığı gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur.
O halde, davacıya ölüm aylığı bağlanmasına ilişkin karar doğru ise de davacı murisinin 19.6.2010 tarihinden önce kendi nam ve hesabına çalışması bulunduğu sabit olduğuna göre, kanunun yürürlük tarihi itibari ile yaşlılık aylığının kesilmesi gerektiği ve bu tarihe kadar ödenen aylıkların geri istenmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı ve mahkemece 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi de gözönünde tutularak karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 25/02/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.