YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13754
KARAR NO : 2012/19622
KARAR TARİHİ : 12.11.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, 02.07.2006 tarihindeki iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan davacının maddi ve manevi zararının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece maddi tazminat isteminin reddine, 20.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden;davaya konu zararlandırıcı olayın SGK Başkanlığı tarafından iş kazası olarak nitelendirildiği,kaza sonrasında davacının %35 oranında sürekli iş göremezliğe uğradığı, kazanın oluşumunda %80 oranında davalı işveren kusurunun bulunduğu, davacının maddi zararının tespiti için alınan hesap raporunda kurumca karşılanmayan 289.00 TL maddi zararının ibraname ile karşılandığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Alacaklının alacak hakkından vazgeçmesini ve bu suretle borçlunun borçtan kurtulmasını kapsayan akde “ibra” denir. İbranamenin kural olarak işçiye veya hak sahiplerine yapılmış olan ödeme ile sınırlı olmak üzere bağlayıcılığı asıldır. Gerçek anlamda ibranameden söz edebilmek için işçiye veya hak sahiplerine yapılan ödemenin niteliği ve miktarı açık olarak ibranamede gösterilmelidir.
Somut olayda, Ankara 8. Noterliğinin 30.11.2006 tarih ve 11465 yevmiye numaralı “İbraname” başlıklı belge ile davacı davalı şirkete ait bulunan inşaatta çalışmakta iken 02.07.2006 tarihinde uğradığı iş kazası ile ilgili yaralanmasından dolayı davalı şirket ve yetkililerinden 25.000.00 TL aldığını, davalı şirket ve yetkililerinden başkaca maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmayacağını, aleyhlerine herhangi bir dava açmayacağını, kendilerini bu şekilde ibra ettiğini beyan ve ikrar etmiştir.Bu anlamda dosyaya ibraz edilen ibranamenin geçerli bir ibraname olduğunu belirtmek mümkündür.
Hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntüler, o tarihte duyulan ve duyulması gereken bir haldir. Başka bir anlatımla üzüntü ve acıyı zamana yaymak suretiyle, manevi tazminatın bölünmesi, bir kısmının dava konusu yapılması kalanın saklı tutulması olanağı yoktur. Niteliği itibariyle manevi tazminat bölünemez. Bir defada istenilmesi gerekir. Yargıtay H.G.K’nun 25.9.1996 gün ve 1996/21-397-637 karar ile 13.10.1999 gün ve 1999/21-684-818 sayılı kararı da bu doğrultudadır.
Noterde düzenlenen ve aksi yine aynı kuvvetteki yazılı delille ispatı gereken 30.11.2006 tarihli ibraname ile davacının aynı olay nedeniyle maddi ve manevi zararlarına karşılık olarak 25.000,00 TL aldığının anlaşılmasına ve manevi tazminatın bölünmezliği ilkesine göre davanın manevi tazminat bakımından da reddi yerine yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 12.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.