Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/14131 E. 2013/5494 K. 21.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14131
KARAR NO : 2013/5494
KARAR TARİHİ : 21.03.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, icra takiplerinden dolayı Kuruma borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R

Mahkeme kararlarında nelerin yazılacağı 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesinde belirtilmiştir. Hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait her hangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Aynı kural H.U.M.K.’nun 389. maddesinde tekrarlanmış; keza yine aynı Kanunun 381. maddesinde “kararın tefhimi en az 388. maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçilerek okunması suretiyle olur” hükmüne yer verilmiştir.
Bu biçim yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir. Aksi hal, yeni tereddüt ve ihtilaflar yaratır. Hatta giderek denebilir ki, dava içinden davalar doğar. Hükmün hedefine ulaşmasını engeller, kamu düzeni ve barışı oluşturulamaz.
Diğer taraftan, yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Somut olayda, davacılar vekili 2006/16292, 2007/16302, 2007/25278 ve 2004/16914 sayılı icra takiplerinden dolayı müvekkillerinin kuruma borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, “Davacılar … ve … yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, …, … ve … tarafından açılan davanın kabulü ile; kuruma borçlu olmadıklarının tespitine, 2006/016292 ve 2007/016302 sayılı dosyalarda borçlu olmadıklarının tespitine” karar verilmiş ise de verilen bu hüküm gerek kararın gerekçe kısmındaki açıklamalar ile çelişkili olması, gerekse verilen hükümde yeterince açıklık olmaması nedeni ile infazda tereddüt yaratacak niteliktedir
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve verilen hüküm, önceki hükümle bağlı kalmayacak şekilde yeniden hüküm kurulmak üzere bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre tarafların sair temyiz nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacılara iadesine, 07/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.