YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14184
KARAR NO : 2012/1846
KARAR TARİHİ : 16.02.2012
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Asliye Hukuk (İş)Mahkemesi
Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme bozmaya uyarak ilamında belirtildiği şekilde, konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 29.03.2001 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, Dairemizce, meydana gelen zararlandırıcı olayın iş kazası niteliğinde olup olmadığının tespitinin gerektiği, olay iş kazası niteliğinde ise kusur oranlarının belirlenmesi için yeniden inceleme ve araştırma yapılması gerektiği doğrultusunda bozulmuş, bozma ilamına uyulup uyulmayacağı konusunda bir karar verilmeden, mahkemece İbraname nedeni ile konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve bu karar davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Davacının, bozma öncesi mahkeme kararındaki toplam 158.390,51 TL alacak için 20.05.2008 tarihinde ilamlı takip başlattığı, mahkemenin bozma sonrası kararına esas aldığı ve ibraname olarak kabul ettiği adi-yazılı şekilde düzenlenmiş 05.06.2008 tarihli protokolün incelenmesinde; borçlulardan M.. U.. ve A.. Ç.. ın davacıya nakit, senet ve çek vererek, bu çek ve senetlerin vadesinde ödenmesi halinde alacaklının borçlulardan alacağının kalmayacağı ve tarafların birbirlerini ibra edecekleri belirtilmiş, protokolün alacaklı H.. Ş.., borçlular … ve A.. Ç.. tarafından imzalandığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlık bu belgenin ibraname olarak kabulünün mümkün olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı, tarafların karşılıklı olarak birbirlerini ibra etmeleri nedeniyle davanın konusuz kaldığını ileri sürmüş, davalılar ise ibraname olarak nitelendirilen protokol ve ödemelerin icra tehdidi altında ve icra takibi nedeniyle yapıldığını, ibraname niteliğinde olamayacağını, davaya devam edilerek davacının gerçek zararının belirlenmesi gerektiğini ileri sürmüşlerdirdir.
Alacaklının alacak hakkından vazgeçmesini ve bu suretle borçlunun borçtan kurtulmasını kapsayan akde “ibraname” denir. İbranamenin kural olarak işçiye veya hak sahiplerine yapılmış olan ödeme ile sınırlı olmak üzere bağlayıcılığı asıl olmakla birlikte, hükme esas alınan 05.06.2008 tarihli protokolün ibraname değil, İİK.nun 40.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken takip hukukuna ilişkin bir belge olduğu açıktır. Davacı, 20.02.2008 tarih ve 2002/192 Esas ve 2008/70 Karar sayılı mahkeme ilamı ile 20.05.2008 tarihinde icra takibi başlatmış, davalılar A.. Ç.. ve M.. U.. icra takibindeki alacağa karşılık olmak üzere 05.06.2008 tarihli protokolü düzenleyip imzalamış ve davacıya ödemelerde bulunmuş, ancak icra takibine konu mahkeme ilamı Dairemizin 14.05.2009 tarih ve 2008/17331 Esas ve 2009/6809 Karar sayılı ilamı bozulmuştur. İİK.nun 40.maddesi gereğince bir ilam hükmünün bozulması icra işlemlerini olduğu yerde durdurur. Bozma kararından sonra bozmaya uyularak verilen mahkeme ilamı ile alacaklının duran takibine devam etmesi mümkündür.
Yapılacak iş, 05.06.2008 tarihli protokolün ibraname değil, İİK.nun 40.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken takip hukukuna ilişkin bir belge olduğu kabul edilerek, Dairemizin14.05.2009 tarih ve 2008/17331 Esas ve 2009/6809 Karar sayılı bozma ilamı doğrultusunda araştırma ve inceleme yapmak suretiyle davacının gerçek zararını belirleyerek bir sonuca ulaşılmasından ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalıların bu yönleri temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA,temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine 16.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.