Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/1436 E. 2012/13097 K. 03.07.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1436
KARAR NO : 2012/13097
KARAR TARİHİ : 03.07.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 01/11/1982-01/03/2009 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılar vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 01.11.1982-01.03.2009 tarihleri arasında davalıya ait evde geçen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece,davanın kısmen kabulü ile davacının davalı …’ın değil ,davalının kaynanasının evinde çalıştığı gerekçesiyle 01/11/1982-1997 yılı arasındaki tespit isteminin husumet yokluğu nedeniyle reddine, davacının 01/01/1997-01/03/2009 tarihleri arası ile ilgili talebinin kabulü ile bu tarihler arasında davalıya ait evde çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, somut olayda fiili çalışma olgusunun ispatı konusunda, mahkemece yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde bu tür hizmet tespit davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması salt bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması koşuluyla, bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken komşu işyerleri kayıtlı çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Kamu düzenine dayalı bu tür davalarda hakim, görevi gereği doğrudan soruşturmayı genişleterek sigortalılık koşullarının oluşup oluşmadığını belirlemelidir. Bu yön Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555,5.2.2003 gün 2003/21-35-64,15.10.2003 gün 2003/21-634-572,3.11.2004 gün 2004/21-480-579 ve 10.11.2004 gün 2004/21-629 sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Somut olaya gelince; mahkemece açıklanan şekilde fiili çalışmanın varlığı yeterince araştırılmadan, komşu işyeri tanıkları yöntemince araştırılıp dinlenmeden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yapılacak iş; Davacının çalıştığını belirttiği davalı işverene ait yazlık ve kışlık evlerde, tespite konu sürede komşu evlerde oturan bina sakinlerini, yöneticileri ve kapıcıları,zabıta marifetiyle ve muhtarlık aracılığıyla daha ayrıntılı araştırıp tespit ederek beyanlarını almak, davalı işverenin sosyal ve ekonomik durumunu araştırarak, tespite konu sürede sürekli olarak ev hizmetlisi çalıştırma bakımından maddi güce sahip olup olmadığı ve ev hizmetlisine gereksinimi bulunup bulunmadığını, gelir durumunu tespit etmek davanın nitelikçe kamu düzenini ilgilendirdiği gözetilerek araştırmayı genişleterek gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde 506 sayılı Yasanın 2,6,9 ve 79/10 maddeleri gereğince kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin ve yukarıda belirtilen hususlara uygun araştırma yapılmaksızın hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde,davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ :Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan …’a iadesine, 03.07.2012 tarihinde oy birliği ile karar verildi.