YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14409
KARAR NO : 2013/4179
KARAR TARİHİ : 07.03.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, kesilen emekli aylığının kesildiği tarihten itibaren tekrar bağlanması gerektiğinin tespitiyle, biriken aylıkların faiziyle tahsiline, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Davacı, 3201 sayılı Yasa’ya göre yurtdışı hizmetlerini borçlanarak bağlanan yaşlılık aylığının, Türkiye’de 1479 sayılı Yasa kapsamındaki çalışması nedeniyle iptal edildiğini belirterek Kurum işleminin iptalini ve kurumca yersiz ödendiği iddia edilen 8.885,59 TL’den borçlu olmadığının tispiti ile ödenmeyen her bir aylığın faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Mahkemece, kurum işleminin iptali ile, kesilen yaşlılık aylıklarının 1.10.2008 tarihi itibari ile geçerli sayılmasına ve davalı kuruma borçlu olmadığının tespiti ile ödenmeyen yaşlılık aylıklarının yasal faiz ile birlikte ödenmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacıya 3201 sayılı Yasa borçlanma yaparak 1.10.2008 tarihinden itibaren …’dan yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının 25.6.1992-15.9.1999, 19.11.2002-19.12.2003 ve 7.3.2005-devam şeklinde oto alım satış komisyonculuğundan dolayı vergi kaydı ve 28.2.1997-16.10.2002, 5.1.2004-8.3.2005, 25.9.2006-devam şeklinde oda kaydının bulunduğu, davacının emekli olduktan sonra ticari faaliyetinin devam ettiği, yurt dışı borçlanmasına istinaden yaşlılık aylığı bağlandığından 5510 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği 1.10.2008 tarihinden sonra davacının yaşlılık aylığından sosyal güvenlik destek primi kesilmek sureti ile kendi nam ve hesabına çalışmasının mümkün olmadığından yaşlılık aylığının 1.10.2008 tarihi itibari ile iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, yurtdışında geçen çalışmaların borçlanılması sonucu sigortalıya yaşlılık aylığı bağlandıktan sonra, sigortalının Türkiye’de sosyal güvenlik kurumlarına tabi olacak şekilde çalışması durumunda 3201 sayılı Yasa’nın 6/B maddesi uyarınca yaşlılık aylığının kesilip kesilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan 3201 sayılı Yasanın 6. maddesinin “B” bendinde “Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan Türkiye’de sigortalı çalışmaya başlayanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilir. 31.5.2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun sosyal güvenlik destek primi hakkındaki hükümleri, bu Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlar için uygulanmaz.” düzenlemesine yer verilmiştir. Her ne kadar, anılan yasada 19.06.2010 tarihinden itibaren yürürlüğe giren 5997 sayılı Yasanın 15. maddesi ile yapılan değişiklikle, 3201 sayılı Yasadan yararlanmak suretiyle aylık bağlananların, Türkiye’de sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışabileceği belirtilmiş ise de; yürürlük tarihi ve her yasanın kendi yürürlük döneminde uygulanması gerektiği gözetildiğinde, anılan değişikliğin davacı lehine uygulama olanağı bulunmamaktadır. Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 15.6.2012 gün 2012/21-196 E., 2012/396 K. sayılı kararında da aynı husus benimsenmiştir.
Mahkemece, davacının 7.3.2005 tarihinden itibaren devam eden vergi kaydı dikkate alındığında, 5997 sayılı Yasa’nın 15.maddesi ile 3201 sayılı Yasa’nın 6/B maddesinde yapılan değişikliğin, yürürlüğe girdiği 19.6.2010 tarihinden önceki uyuşmazlıklara uygulanmasının mümkün olmadığı gözardı edilerek … şekilde hüküm kurulması isabetsiz olmuştur
O halde, davacının 19.6.2010 tarihinden önce kendi nam ve hesabına çalışması bulunduğu sabit olduğuna göre, kanunun yürürlük tarihi itibari ile yaşlılık aylığının kesilmesi gerektiği gözönünde tutularak karar verilmesi gerekirken, … şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07/03/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.