YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15194
KARAR NO : 2013/3301
KARAR TARİHİ : 25.02.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, murisi, 2664231 sigorta sicil numarası ile 31741 sicil numaralı işyerindeki Ekim 1956 yılına ait çalışmanın ve 26642276 sigorta sicil numarası ile 31841 sicil mumaralı işyerindeki Ekim 1956 yılına ait çalışmanın …’ya ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Davacı, sigortalı murisi …’nun 1956 yılı Ekim ayında 31741 ve 31841 sicil numaralı işyerlerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespitini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi
yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 31741 sicil numaralı işyerinden 2664231 sicil numaralı … adına 01.10.1956 tarihinde ve 31841 sicil numaralı işyerinden 2664276 sicil numaralı … adına 25.10.1956 tarihinde işe başladığına dair işe giriş bildirgelerinin verildiği, yine aynı işyerlerinden işten ayrılış beyannamelerinin düzenlendiği, 31741 sicil numaralı işyerinin 01.10.1956-17.10.1956 tarihlerine ilişkin dönem bordrosunun getirtildiği ve …’nun 16 gün çalışmasının bildirildiği, 31841 sicil numaralı işyerinin de 18.10.1956-31.10.1956 tarihlerine ilişkin bordrosunda …’nun 7 gün çalışmasının bulunduğu, ancak işe giriş bildirgelerinde … adına iki farklı sicil numarasının bildirildiği, herhangi bir kimlik bilgisinin bulunmadığı, bordrolarda da kimlik bilgisinin bulunmadığı ve sicil numarasının “muamelede” olduğunun belirtildiği, davacının eşi …’nun daha sonraki tarihlerde işe giriş bildirgelerindeki numaralardan farklı olarak “6895187” sicil numarası ile kayıtlı olduğu, mahkemece davacının el yazısı ile Kuruma ilk çalıştığı işyerinin 1967 yılında İzakoğlu Barit İşletmesi olduğunu bildirmesinden yola çıkılarak başkaca bir araştırma yapılmadan davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Yapılacak iş, … adına düzenlenmiş işe giriş bildirgelerindeki sicil numaralarına ait şahsi sicil dosyalarını Kurumdan getirtip buradaki kimlik bilgilerine göre araştırma yaparak işe giriş bildirgelerinin davacının eşine ait olup olmadığının tespit edilmesi ve dosyadaki dönem bordrolarında kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurulması, davalı işyerindeki bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmemesi halinde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
25.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.