YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15395
KARAR NO : 2012/533
KARAR TARİHİ : 19.01.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitiyle, aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, 19.6.2002 tarihinde ölen sigortalı …’in anne ve babası olan davacılara ölüm aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davacıların ölüm aylığı isteminin reddine dair Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 69. maddesi, ölen sigortalının ana ve babasına gelir bağlanabilmesi için, ölüm tarihinde eş ve çocuklarına bağlanması gereken aylıklar toplamının, sigortalıya ait aylıktan aşağı bulunmasını temel koşul olarak öngörmekte, bunun yanında, anne ve babanın geçimlerinin sağlığında sigortalı tarafından sağlanmış olmasını ikinci koşul olarak aramakta İken; 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda, anılan ikinci koşul (sigortalının sağlığında anne ve babasının geçimini sağlamış olması koşulu) kaldırılmış ve onun yerine, anne ve babanın sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi şekilde çalışmıyor veya 2022 sayılı Kanun’a göre bağlanan aylık hariç olmak üzere, buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almıyor olmaları koşulu getirilmiştir.
Bu kapsamda uyuşmazlığın çözümü, hem sosyal güvenlik hukukunun niteliğinin irdelenmesini, hem de kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin kuralların incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Kanunlann geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme yoktur. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.10.2004 gün ve 528/533 sayılı karannda da açıkça belirtildiği gibi, kural olarak; her kanun, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar ve bu tarihten sonra meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır. Bu kuralın doğal sonucu da, kanunlann yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir. Ancak şu husus da belirtilmelidir ki; sosyal güvenlik hukukunun kamusal niteliği itibarıyla, devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni kanun veya düzenleyici kural “derhal yürürlüğe girme” niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlannı doğuracaktır. Tamamlanmış hukuki durumları yeni kanun veya düzenleyici kuralın etkilememesi ve onlar üzerinde hukuki sonuç doğurmaması ise kazanılmış hakları saklı tutma amacı gütmektedir.
Kanunlann zaman yönünden uygulanmalarında temel kural bu olmakla birlikte; uyuşmazlığın dayanağını oluşturan inceleme konusu 4958 sayılı Kanun’da yürürlüğe ilişkin özel bir düzenlemenin bulunmaması ve anılan Kanun’un 53. maddesiyle 506 sayılı Kanun’a eklenen ek 46. maddenin bir yürürlük maddesi olmayıp, sadece bağlanan ölüm gelirinin kesilmesi yönünden bir düzenleme içermesi karşısında, sosyal güvenlik kurallarının tanımlanan niteliği nedeniyle sonuç olarak 69. maddeyle İlgili eldeki uyuşmazlıklarda her iki düzenlemeden ana ve baba yararına olan düzenlemenin uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda, davacıların oğlu olan …’in 01.01.1993 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı iken 19.6.2002 tarihinde bekar olarak vefat ettiği, 01.01.1993 – 9.4.2000 tarihleri arasında yıllar itibariyle 70-65-30-117-333-95-80 ve 99 gün olmak üzere toplam 889 günlük sigortalı çalışmasının bulunduğu, Kurumun kontrol memurlarınca yapılan inceleme sonucunda ölen sigortalının sağlığında davacıların geçimini sağlamadığının belirlendiği, sigortalının sağlığında ana ve babasının geçimlerini sağladığının kabulü için sigortalının onlara sürekli, düzenli ve günlük gereksinimlerini karşılayacak önemde yardımda bulunması, ana ve babanın da durumları bakımından sigortalının bu yardımına gereksinimleri olması gerektiği halde ölen sigortalının 10.4.2000- 19.6.2002 tarihleri arasında sigortalı çalışmasının bulunmaması ve gelir elde ettiğinin de kanıtlanaması nedeniyle sağlığında ana ve babasının geçimlerini sağladığının kanıtlanamadığı anlaşılmakta ise de geçimini sağlama koşulunu kaldıran Kunun değişikliğini izleyen aybaşı olan 01.09.2003 tarihi itibarıyla davacıların ölüm aylığına hak kazanılabileceği olgusu dikkate alınarak davanın kısmen kabulü ile davacılara 1.9.2003 tarihi itibariyle aylık bağlanması gerektiğinin kabulü ile aksi yöndeki Kurum işleminin iptaline karar verilmesi gerekirken mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
3-Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.
Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.
Somut olayda, davacıların Kurumdan ölüm aylığı bağlanmasını istemeleri üzerine bu taleplerinin reddedildiği anlaşılmasına göre mahkemece, davacılara ölüm aylığının hangi tarihten itibaren bağlanacağına yönelik açık, anlaşılır ve uygulanabilir bir karar verilmesi gerekirken yalnızca Kurum işleminin iptaline karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ : Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 19/01/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.