YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/16945
KARAR NO : 2013/4386
KARAR TARİHİ : 11.03.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacı, maluliyet başlangıç tarihini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanması gerektiğine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren davacıya malullük aylığı bağlanması istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacıya 27/11/2006 tarihli maluliyet talebini takip eden ay başı olan 01/12/2006 tarihi itibariyle şartları oluştuğundan maluliyet aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
Karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının 15/02/1974-1985/3. dönem tarihleri arasında 645 gün 506 sayılı Kanuna tabi sigortalılığının bulunduğu, 01/03/1999-29/04/2007 tarihleri arasında 8 yıl 1 ay 28 gün 2926 sayılı Kanuna tabi tarım … sigortalılığının bulunduğu, 27/11/2006 tarihinde maluliyet aylığı talebiyle Kuruma başvuru yaptığı, gerekli tedavi evrakları ve sağlık kurulu raporlarının incelenmesinden sonra Kurumun 26/11/2007 tarihli yazısı ile davacının çalışma gücünün 2/3 ünü kaybetmediği belirtilerek talebinin reddedildiği, Yüksek Sağlık Kurulundan alınan 26/03/2008 tarihli raporda çalışma gücünün 2/3 ünü kaybetmediğinin ve malul sayılamayacağının bildirildiği, Adli Tıp 3. İhtisas Dairesinin 11/02/2011 tarihli raporunda Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü Hükümlerinden yararlanılmak suretiyle ve meslek grup numarası bildirilmemekle grup 1 (bir) kabul olunarak (2006 yılı) %83 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağının, başlangıç tarihinin koroner revaskülarizasyon ameliyatının yapıldığı siyami Ersek Hastanesinin 08/07/2003 çıkış rapor olduğu dolayısıyla 27/11/2006 tarihinde ve sonrasında da malul durumda bulunduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.
Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Yasa’nın 95. maddesidir. Anılan maddeye göre, “Bu Kanun gereğince, yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, çalışma gücü kaybı, geçici iş göremezlik ödeneklerinin verilmesine ilişkin raporlar ile iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü veya çalışma gücü kaybına esas teşkil edecek sağlık kurulu raporlarının usul ve esaslarını, bu raporları vermeye yetkili sağlık hizmeti sunucularının sahip olması gereken kriterleri belirlemeye, usulüne uygun olmayan sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeleri düzenleyen sağlık hizmet sunucusuna iade edecek belirlenen bilgileri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesini istemeye Kurum yetkilidir. Usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbî belgeler ile gerekli diğer belgelerin incelenmesiyle; yurt dışında tedavi için yapılacak sevklere, vazife malullük derecesini, iş kazası veya meslek hastalığı sonucu tespit edilen meslekte kazanma gücünün kaybına veya meslekte kazanma gücünün kaybı derecelerine ilişkin usulüne uygun düzenlenmiş sağlık kurulu raporları ve diğer belgelere istinaden Kurumca verilen karara ilgililerin itirazı halinde, durum Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, Sağlık Bakanlığı ile Kurumun birlikte çıkaracağı yönetmelikle düzenlenir.”
Bu yasal düzenleme gereğince düzenlenen Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nin 55. maddesine göre sigortalının malullük durumunun Kurumca yetkilendirilen Sağlık sunucularının sağlık kurulunca usulüne uygun düzenlenecek raporların Kurum Sağlık Kurulunca incelenmesi sonucu Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde belirlenen usul ve esaslara göre tespit edileceği, anılan yönetmeliğin 5. maddesinde sigortalı ve hak sahiplerinin çalışma gücü oranlarının a) Sağlık Bakanlığı eğitim ve araştırma hastaneleri, b) Devlet Üniversitesi, c) Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı asker hastaneleri, ç) sigortalıların ikamet ettikleri illerde (a), (b), (c) bentlerinde belirtilen hastanelerin bulunmaması durumunda Sağlık Bakanlığı tam teşekküllü hastanelerin yetkili olduğu, bildirilmiş, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 56. maddesinde ise Kurum Sağlık Kurulunca verilen karara karşı yapılan itirazların Yüksek Sağlık Kurulunca inceleneceği bildirilmiştir.
Kural olarak Yüksek Sağlık Kurulunca verilen karar Sosyal Güvenlik Kurumunu bağlayıcı nitelikte ise de diğer ilgililer yönünden bir bağlayıcılığı olmadığından Yüksek Sağlık Kurulu Kararına itiraz edilmesi halinde inceleme Adli Tıp Kurumu giderek Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu aracılığıyla yaptırılmalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı da bu yöndedir.
Somut olayda; Kurum tarafından davacının maluliyet sebebiyle aylık bağlanması talebi reddedilmiş, mahkemece Yüksek Sağlık Kurulundan alınan 26/03/2008 tarihli raporda çalışma gücünün 2/3 ünü kaybetmediği ve malul sayılamayacağının bildirilmiş, bu rapora yapılan itiraz sonrasında Adli Tıp Kurulu 3. İhtisas dairesinin 11/02/2011 tarihli raporunda Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü Hükümlerinden yararlanılmak suretiyle ve meslek grup numarası bildirilmemekle grup 1 (bir) kabul olunarak (2006 yılı) %83 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, başlangıç tarihinin koroner revaskülarizasyon ameliyatının yapıldığı siyami Ersek Hastanesinin 08/07/2003 çıkış rapor olduğu dolayısıyla 27/11/2006 tarihinde ve sonrasında da malul durumda bulunduğu bildirilmiştir. Bu durumda Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu Raporu ile Adli Tıp Kurulu 3. İhtisas dairesinin raporu arasında çelişki bulunmaktadır. Bu çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınması gerekmektedir.
Bu nedenle, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu Raporu ile Adli Tıp Kurulu 3. İhtisas dairesinin Raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alındıktan sonra bunun sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.