Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/16967 E. 2012/528 K. 19.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/16967
KARAR NO : 2012/528
KARAR TARİHİ : 19.01.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, murisleri iş kazası sonucu ölümünden doğan manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma kararına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine.
2-Dava, iş kazası sonucu 19.10.2005 tarihinde ölen işçi …’in eş ve çocuklarının manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, Dairemizin 18.7.2011 tarihli bozma kararına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulü ile davacı eş … için 30.000,00 TL, davacı … için 20.000,00 TL, diğer davacılar …, … ve … için ayrı ayrı 15.000,00’er TL manevi tazminatın 19.10.2005 kaza tarihinden itibaren yürütülecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine ve fazla istemin reddine, bozma kararı doğrultusunda her bir davacı için ayrı ayrı hesaplanan avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, manevi tazminatın kısmen reddi nedeniyle de her bir davacı yönünden reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan avukatlık ücretinin davacılardan ayrı ayrı alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
Yargıtay’ın bozma kararına uyan mahkeme artık bozma kararı gereğince işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır.Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak doğmuştur (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Usuli müktesep hak müessesesi HUMK’nda düzenlenmiş olmamakla beraber, Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş ve geliştirilmiştir. Bazı konuların bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmesi durumunda da usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uyan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Yani kesinleşmiş bu kısımlar o kısımlar lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak teşkil eder.
Mahkemenin bozmadan önceki kararı, avukatlık ücretinin her bir davacı için ayrı ayrı hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle davacılar yararına bozulduğundan davalı yararına hükmedilen avukatlık ücreti bozma dışında kalmış ve kesinleşmiştir. Davalı yararına hükmedilen avukatlık ücreti kesinleştiğinden, davacılar yararına doğan usuli müktesep hak nedeniyle bozma kararına uyulmasından sonra usuli müktesep hakka aykırı bir biçimde hüküm kurulamaz. Önceki kararda davalı yararına hükmedilen 9.300,00 TL avukatlık ücreti arttırılamayacağı gibi her bir davacıdan reddedilen manevi tazminat miktarına göre ayrı ayrı avukatlık ücretinin alınmasına da karar verilemez. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin davacılar yararına doğan usuli müktesep hakka aykırı bir biçimde manevi tazminatın kısmen reddi nedeniyle her bir davacı yönünden reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan avukatlık ücretinin davacılardan ayrı ayrı alınarak davalıya ödenmesine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Ne var ki, bu yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden H.U.M.K.’nun 438/7. maddesi uyarınca hüküm bozulmamalı, avukatlık ücreti yönünden düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 3. bendinde yer alan
“Reddilen miktar üzerinden ise yürürlükte bulunan avukatlık ücreti vekaleti tarifesinin 10.maddesi uyarınca ;
a) 3.440,00 TL ücreti vekaletin davacı …’den alınarak davalıya,b) 2.400,00 TL Ücreti vekaletin davacı …’den alınarak davalıya,
c) 1.800,00 TL Ücreti vekaletin davacı …’den alınarak davalıya,
d) 1.800,00 TL Ücreti vekaletin davacı …’den alınarak davalıya,
e) 1.800,00 TL Ücreti vekaletin davacı …’den alınarak davalıya verilmesine,” rakam ve sözcüklerinin hükümden çıkartılarak yerine ” f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince ret edilen manevi tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 9.300,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan müştereken ve mütüselsilen alınarak davalıya ödenmesine,” rakam ve sözcüklerinin yazılmasına ve hükmün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 19/01/2012 gününde oybirliğiyle ile karar verildi.