Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/17438 E. 2012/6 K. 12.01.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/17438
KARAR NO : 2012/6
KARAR TARİHİ : 12.01.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 05/03/1989- 31/05/2011 tarihleri arasında zorunlu SSK’lı çalışmaları dışında Tarım … sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu. İşin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 05/03/1989 tarihinden itibaren dava tarihine kadar olan sürede 506 sayılı Yasa kapsamındaki çalışmaları dışında 2926 sayılı Yasa’ya göre tarım … sigortalısı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece davacının 05/03/1989-31/05/2011 tarihleri arasında kısa süreli 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalı çalışmaları dışında tarım … sigortalısı olduğunun tespite karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Yasa’da 506 sayılı Yasa’nın 79.maddesine koşut geçmiş tarım … hizmetlerinin tesbitine ilişkin bir düzenleme mevcut değildir. 2926 sayılı Yasa’nın 7. maddesi hükmüne göre, bu yasaya göre sigortalı sayılanlar, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren en geç üç ay içinde Kurum’a başvurarak kayıt ve tescillerini yaptırmak zorundadırlar. Anılan Yasa’nın 5. maddesi ile 7. madde de belirtilen süre içinde kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takip eden aybaşından itibaren başlayacağı hükmü getirilmiştir. 2926 sayılı Yasa’nın 2. ve 3. maddeleri kapsamında, kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunanlardan yasanın uygulanma tarihinde 58 yaşını dolduran kadınlarla, 60 yaşını dolduran erkekler dışındakiler bakımından tarım … sigortalılığı zorunlu sigortalılık niteliğinde bulunmaktadır.Başka bir ifade ile sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçip kaçınmak mümkün değildir. Diğer yandan resen tescil başlığını taşıyan 9.maddeye göre bu yasa kapsamında sigortalı sayılanların sigortalılıklarının başladığı tarihten itibaren 3 ay içinde Kurum’a kayıt ve tescilini yaptırmayanların tescil işlemlerinin Kurum’ca re’sen yapılması gerekmektedir. 2926 sayılı Yasa’nın 36.maddesi kapsamında Kurum’un prim alacaklarını Bakanlar Kurulu Kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi mümkündür. Bu bağlamda 2.madde kapsamına girenlerin belirtilen şekilde prim borçlarının ürün bedellerinden tevkifat suretiyle kesilerek …’a ödenmesi halinde kayıt ve tescil için kurum’a başvuru olmasa dahi bahse konu biçim de prim ödenmesi suretiyle kayıt ve tescil konusundaki iradelerini ortaya koydukları tartışmasızdır. …’un iş bu prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı re’sen kayıt ve tescil etmemesi yasanın kendisine yüklediği re’sen tescil mükellefiyetine aykırılık teşkil etmektedir. 2926 sayılı Yasa’nın 10.maddesine göre kayıt ve tescil işlemlerinde Valilik, Kaymakamlık, Özel İdare, Belediye, Muhtarlık ve Nüfus İdareleri kayıtları ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifler kanununa göre kurulan … Kooperatifleri ile Birliği, T. … Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir. Bu kayıtların tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışmanın yasal karinesi olduğu ortadadır.
Öte yandan Tarım … sigortalılığının devamı sırasında diğer sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi çalışmaların bulunması halinde bunların özellikle kısa süreli çalışmalar olması ve bu çalışmaların varlığı halinde de tarımsal faaliyetin devam ettiğinin kayıt, belge ve delillerle desteklenmesi durumunda tarımsal faaliyeti devam ettirme iradesinin kaybolmadığı kabul edilir. Uzun süreli çalışmaların devreye girmesi durumunda artık iradenin, bu çalışmanın tabi olduğu sigorta kolunda oluşacağı açık olduğundan, uzun süreli çalışma sonrasında tarım sigortalılığının devam etmeyeceği ancak kuruma yeniden müracaatın bulunması veya tarım … sigortalılığına devam etme iradesini ortaya koyacak şekilde düzenli prim ödemelerinin ya da sattığı ürünlerden prim tevkifatlarının yapılmış olması durumunda devam edebileceği Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14/02/2007 gün ve E:2007/21-73, K:2007/71; 11.07.2007 gün ve E:2007/21-543, K:2007/541 sayılı kararları).
Yapılan incelemede davacının 01/05/1985 tarihinde davalı Kuruma tarım … sigortalısı olarak kayıt ve tescil edildiği, ziraat odası üyelik kaydı, veKooperatif kaydının bulunmadığı adına kayıtlı zirai arazilerinin bulunmadığı, zabıta araştırmasına göre babasından kalma 50 dönüm arazide tarımsal faaliyette bulunduğu, 06/03/1989 tarihinden itibaren 1989 yılında 151 gün, 1994 yılında 107 gün, 2005 yılında 10 gün, 2006 yılında 7 gün, ve 2007 yılında 116 gün, kısa süreli 506 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalılığı bulunduğu Kurumca 506 sayılı Yasa kapsamında çalışmaları nedeniyle tarım … sigortalılığının 05/03/1989 tarihi itibariyle terkin edildiği, hiç prim ödemesinin bulunmadığı görülmüştür.
Davacının terkin edildiği 05/03/1989 tarihinden sonra 506 sayılı Yasa’ya tabi kısa süreli sigortalılığının bitiminden itibaren tarım … sigortalılığının devam edilebilmesi için tarımsal faaliyetin devam ettiğinin kayıtlarla ispatlanması gerekir. Somut olayda davacının 506 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının sona erdiği 06/12/1989 tarihinden itibaren dava tarihine kadar tarımsal faaliyette bulunduğunu gösteren bir kaydın bulunmadığı görülmektedir.
Yapılacak iş; davacının tarımsal faaliyeti ile ilgili zabıta araştırması sonucu tespit edilen 50 dönüm zirai arazisi ile ilgili hangi tarihten itibaren Kullanmakta olduğu ve miras yolu ile intikal ettiği tarihleri araştırmak varsa Belediyeden zirai arazi emlak vergi beyannamelerini getirtmek, 1986 yılından itibaren kullandığı ve maliki bulunduğu zirai arazilerin var olduğunun anlaşılması halinde şimdiki gibi kabul kararı vermektir.
Mahkemece eksik inceleme ve noksan araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.