Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/1844 E. 2012/12310 K. 27.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1844
KARAR NO : 2012/12310
KARAR TARİHİ : 27.06.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 1975-2003 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre temyiz eden davalıların tüm, davacının sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava, davacının davalı işverene ait çay bahçesi iş yerinde mevsimlik olarak 1975 – 2003 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabül, kısmen reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının, davalı işyerinde 1975 – 2003 tarihleri arası yıllar itibariyle Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül aylarında 4 ay süre ile mevsimlik olarak çalıştığının tespiti talep edildiği, mahkemece 2003 yılı Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında davalıya ait iş yerinde çalıştığı tanık beyanlarından ve SGK yazı cevapları ile sabit olduğu, davacının 2003 yılı öncesine ait çalışma iddiası beş yıllık hak düşürücü süre geçirildiğinden bu talebin reddine gerekçesi ile yazılı şekilde karar verildiği, hak düşürücü süre nedeni ile 1975 – 2002 tarihleri arasının araştırılmadığı, tartışılmadığı ve bununla ilgili hüküm kurulmadığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, davacının hizmet tespitine yönelik 1975 – 2002 tarih aralığına ilişkin talebinin hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığına ilişkindir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.” hükmünü içermektedir. Madde hükmünden yazılı hak düşürücü sürenin, yönetmelikte belirtilen belgeleri işveren tarafından Kuruma verilmeyen sigortalıları kapsamakta olduğu, yönetmelikle tesbit edilen belgeleri verilmiş sigortalılar yönünden hak düşürücü sürenin işlemeyeceği anlaşılmaktadır.
Dosya içindeki belgelere göre işyerinin yaz aylarında sezonluk ( mevsimlik )iş yaptığı belli olup; çalışmaya ara verildiği dönemlerde de hizmet akti kesintiye uğramış sayılmayacağından, maddede belirtildiği üzere yönetmelikle tesbit edilen belgelerin verilmesi halinde mevsimlik çalışmaların hak düşürücü süreye tabi olmadığı Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacı adına düzenlenmiş işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmediği ancak davaya konu edilen dönem içerisinde davacının 19.08.2003 – 31.08.2003 tarihleri arasında davalı işyerinde geçen çalışmalarının Kuruma bildirildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle kuruma kayıtlı çalışma olduğundan mevsimlik çalışma hak düşürücü süreye tabi olmayacaktır. Mahkemece işin esasına girip deliller toplanıp sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece yapılacak iş, ihtilaflı döneme ilişkin tüm dönem bordrolarını getirmek ve bu bordrolarda ihtilaflı dönemin tamamında kayıtlı ve tarafsız tanıklar saptanarak bunların bilgilerine başvurmak, bordolarda adı geçen kişilerin adreslerinin tespit edilememesi veya beyanları ile yetinilmediği takdirde, Sosyal Güvenlik Kurumu, zabıta, maliye, meslek odası aracılığı ve muhtarlık marifetiyle işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek çalışmanın niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde kanıtladıktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istenmesi halinde ilgililere iadesine, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalı …’ya yükletilmesine 27/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.