Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/1988 E. 2011/1431 K. 21.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1988
KARAR NO : 2011/1431
KARAR TARİHİ : 21.02.2011

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, bazı işyerlerinde geçen çalışmalarının isim benzerliği nedeniyle kurum kayıtlarında görülmediğinden sigortalı çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

K A R A R
Dava, davacının uzun yıllar SSKlı çalıştığından, ödenen tüm primlerin, doğru SSK numarasının ve günlerinin tesbitini istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakıldığından HUMK.nun 409. maddesinin 5 ve 6. maddeleri gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir..
Davacı vekili 16.04.2010 ve 21.06.2010 tarihlerinde iki kez davayı takipsiz bırakmış, son olarak da 22.12.2010 tarihli son oturuma mazeretsiz katılmayan davacı vekilinin yokluğunda mahkemece dahili davalı ile davalı vekillerinin davayı takip etmeyeceklerini bildirmesi üzerine davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Uyuşmazlık 22.12.2010 tarihli son oturumda, davanın takipsiz bırakılmış sayılıp sayılmayacağı noktasındadır. “usulüne uygun biçimde çağrıldıkları halde” davanın taraflarından hiç biri gelmediği veya gelip de takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde, HUMK.’nun 409. maddesine göre değerlendirme yapılacağı açıktır. Somut olayda, bir önceki 22.11.2010 tarihli oturuma davacı vekili tebliğ masrafını eklediği mazeret dilekçesi verip katılmamış, mahkemece mazereti kabul edilip duruşma günü ve oturum tutanağının verilen pulla tebliğine karar verildiği halde sehven 22.12.2010 tarihli oturumun gün ve saatinin davacı vekiline tebliğ edilmediği açıktır. Hal böyle olunca, davacı vekili, 22.12.2010 tarihli son oturuma usulüne uygun çağrılmadığından anılan oturumda davayı takipsiz bırakmış sayılmaz.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular ve özellikle davanın takipsiz bırakılmadığı gözönünde tutularak, HUMK 73. Maddesi uyarınca davacı tarafın geçerli adresine dava dilekçesi ve davetiyenin Tebligat Kanunu ve Tebligat Tüzüğü hükümlerine uygun şekilde tebliğ edilmesi suretiyle davaya katılması temin edilip, varsa delillerini sunması sağlandıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 21.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.