YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3279
KARAR NO : 2011/7540
KARAR TARİHİ : 04.10.2011
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar murisinin, iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle, 340.000,00 TL. manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalılar vekillerince istenilmesi ve davalılardan … Gemi Müh. … İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekilincede duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.10.2011 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalılardan … Gemi Müh. … İnş. San. Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat …, Deniz Endüstri AŞ. vekili Avukat … ile karşı taraf vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği konuşulup düşünüldü, ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava 18.02.2009 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerinin manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde davalı taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Yerel mahkemece manevi tazminatın takdirinde ve avukatlık ücretinin tayininde hataya düşüldüğü görülmektedir.
Olayın oluş şekline, müterafik kusur oranlarına, husule gelen elem ve ızdırabın derecesine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, paranın olay tarihindeki alım gücüne, özellikle 26.6.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının içeriğine ve öngördüğü koşulların somut olayda; gerçekleşme biçimine, oranına, niteliğine hak ve nefaset kurallarına göre, davacılardan her biri yararına hükmedilen manevi tazminatların çok fazla olduğu açıkça belli olmaktadır.
Öte yandan dava tek bir başvurma harcı ile açılmıştır. Hal böyle olunca hüküm altına alınan tazminatların toplamı üzerinden davacılar yararına tek bir avukatlık ücretinin takdiri gerekirken, Avukatlık Asgari ücret Tarifesinin 3-8. maddelerine aykırı biçimde, davacılardan her biri yararına hüküm altına alınan tazminat miktarları üzerinden ayrı avukatlık ücreti takdiri usul ve yasaya aykırıdır. Kabul ve uygulamaya göre de, gerekçesi açıklanmadan hüküm tarihinde geçerli bulunan asgari ücret tarifesini aşar biçimde avukatlık ücreti takdiri isabetsizdir.
-2-
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul olunmalı ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, davalılar yararına takdir edilen 8250.00 TL duruşma Avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 04.10.2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
1-Davacılar yararına hükümaltına alınan manevi tazminat miktarı çok fazla olduğundan ve kabule göre de karar tarihinde yürürlükte bulunan 24.12.2009 tarihli AAÜT. aşar biçimde davacılar yararına avukatlık ücretine hükmedildiğinden Sayın Çoğunluğun bu iki bozma nedenine aynen katılıyorum.
2-Dava, davacıların yakınlarının işkazası sonucu ölümü nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davacıların maddi zararı SGK’ca bağlanan gelirin peşin sermaye değeri ile karşılandığından reddine, her davacı yararına, bir miktar manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Harçlar Kanununun 27. maddesinde (I) sayılı Tarifede yazılı maktu harçların ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödeneceği, harcı peşin ödenmemiş ise, mütakip muamelelere ancak harcı ödendikten sonra devam olanacağı, ( I) sayılı Tarifede ise hukuk ve ticaret davalarıyla, idari davalarda dilekçe veya tutanakla dava açanların tarifede yazılı başvurma harcını yatıracakları bildirilmiştir. İhtiyari dava arkadaşlarının aynı dilekçe ile karara dava açmaları halinde her birinin ayrı ayrı maktu başvuru harcı yatırması gerekir. Hakimin dava dilekçesini havale etmesinden ve gerekli harcın yatırılmasından sonra bilgisayar kullanan hukuk mahkemesinde dava dilekçesi Tevzi Bürosu bilgisayarına kaydedilir. Dava dilekçesi başvuru harcı yatırılmadığı halde Tevzi Bürosu bilgisayarına kaydedilmiş ise mahkemece davalıya yatırmadığı başvuru harcını yatırması için kesin önel verilir, başvuru harcı kesin önel içinde yatırılmamış ise davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Başvuru harcı yatırılmamış, mahkemece tamamlattırılmadan dosya karara çıkarılmış ise karar Yargıtay’ca dtemyiz incelemesi sonucu bu nedenle bozulur.
Somut olayda beş davacının herbirinin ayrı ayrı başvuru harcı yatırması gerekirken bir tek başvuru harcı yatırıldığı halde, dava dilekçesinin Tevzi Bürosu bilgisayarına kaydedilmiş olması, mahkemece de başvuru harcı yatırılmadan yargılamaya devam olunarak sonuçlandırılmış olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3-HUKM.nun 388 ve 389 maddelerinde hüküm fıkrasında bulunması gereken hususlar açıklanmıştır. Bu maddelere göre, hüküm sonucu kısmında istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer , açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Özellikle, ilamın yerine getirilmesi sırasında şüphe ve tereddütler meydana getirecek ilamın infaz edilmemesi gibi durumlar ortaya çıkaracak şekilde açık olmayan hükümler bulunması HUMK.nun 389. maddesine aykırıdır.
Mecburi dava arkadaşlığı halleri dışında, dava arkadaşlığı ihtiyaridir. (isteğe bağlıdır). Buna göre birlikte dava açma hakkına sahip olanlar davalarını birlikte açmak zorunda değillerdir. Bu kişilerden her biri ayrı ayrı dava açabilecekleri gibi, dilerlerse birlikte de dava açabilirler. İhtiyari dava arkadaşlığında, dava arkadaşı sayısı kadar dava vardır, bu davalar birlikte görülür. Mahkeme hükümde her ihtiyari dava arkadaşı hakkında verdiği kararı ayrı ayrı gösterir. Bir taraftaki ihtiyari dava arkadaşları davada haklı çıkarsa mahkeme dava arkadaşları yararına yargılama giderine ve bu arada avukatlık ücretine hükmeder. Bu halde her dava arkadaşı yararına hükmedilen yargılama gideri miktarı hüküm fıkrasında açık biçimde her dava arkadaşı için ayrı ayrı gösterilmelidir. Davacı taraftaki ihtiyari dava arkadaşları davayı kazanırsa mahkemenin kendini vekil ile temsil ettirmiş olan her dava arkadaşı yararına kendisine ilişkin bölüm üzerinden ayrı avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekir. Nitekim Avukatlık Asgari Ücret Tarifelerinin 9.maddesinde de birleştirilen davaları avukatlık ücretleri bakımından bağımsız saymış ve her davanın ayrı avukatlık ücreti gerektireceğini kabul etmiştir.
İhtiyari dava arkadaşlarının haksız çıkması halinde ise, mahkeme kural olarak yargılama giderlerini bu arada avukatlık ücretini davadaki ilgilerine göre dava arkadaşlarına paylaştırır. Bu halde her dava arkadaşının sorumlu bulunduğu yargılama gideri miktarı da hükümde ayrı ayrı gösterilir. Yani her ihtiyari dava arkadaşı yargılama giderinden bu arada avukatlık ücretinden kendi payına düşen miktarı ile sorumludur. Daha açık bir anlatımla davada haksız çıkan ihtiyari dava arkadaşları kendisini vekil ile temsil ettirmiş olan karşı tarafa ayrı ayrı avukatlık ücreti ödemeye mahkum edilir.
Somut olayda davacılardan anne … için 100.000,00 TL manevi, davacı … …, …, … ve … için ayrı ayrı 80.000,00 TL manevi tazminat talep etmiş, mahkemece davacı anne için 80.000,00 TL kardeşlerin herbiri için ayrı ayrı 65.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
Kabul edilen kısım üzerinden davacı anne için 9.950,00 TL, davacı kardeşlerin her biri yararına ayrı ayrı 7.350,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, rededilen bölüm üzerinden 8.100, 00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiştir. Mahkemenin her davacı yararına kabul edilen miktar üzerinden ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmedilmiş olması ayrıca her davacının reddedilen talebi üzerinden ayrı ayrı avukatlık ücreti hesaplanarak davalı yararına toplam avukatlık ücretine hükmedilmesine ilişkin olarak verilen karar doğrudur.
Başvuru harcının her davacı için ayrı ayrı yatırılmamış olması bu davacıların davalarının mahkemece görülüp sonuçlandırılmasına engel olup, her davalı yararına ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmedilmesine ilişkin usul kurallarının uygulanmasına engel değildir. Bu nedenlede Sayın Çoğunluğun davacılar yararına hükmedilecek avukatlık ücretinin davacıların reddedilen toplam alacak talepleri üzerinden hesaplanması yönündeki bozma nedenine katılmıyorum