YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3287
KARAR NO : 2012/12342
KARAR TARİHİ : 28.06.2012
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davacılar vekilince duruşmasız, davalılardan … vekilince de duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 435/2. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
KARAR
1-Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının itirazlarının reddine,
2-Dava, 12.11.2003 tarihinde meydana gelen trafik iş kazasında ölen sigortalının hak sahiplerinin maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, olayda araç malikinin bir kusurunun bulunmadığı gerekçesi ile araç maliki yönünden davanın reddine, diğer davalı yönünden ise davanının kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar süresinde taraf avukatlarınca temyiz edilmiştir. Yerel mahkemce hak sahiplerinin talep edebileceği maddi tazmitaların belirlenmesi ve manevi tazminatların taktiri dosya kapsamına uygun olup, doğrudur. Ancak, araç maliki olarak husumet yöneltilen diğer davalının meydana gelen zarardan sorumlu tutulup tutulamaycağı hususunun tartışılması ve açıklığa kavuşturulması gerekecektir.
Hemen belirtmek gereki ki, motorlu aracın işletilmesi halindeki sorumluluk, motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sebebiyle bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veyahut bir şeyin zararına neden olması halinde işletenin tabi olduğu sorumluluktur.
Doktrinde ve uygulamada işletenin bu tür sorumluluğunun bir tehlike sorumluluğu olduğu duraksamaya yer vermeksizin kabul edilmektedir. 2918 sayılı KTK’nun 85/1.inci maddesinde işletenin sorumluluğu düzenlenmiş olup, tehlike sorumluluğu aracın işletilmesine bağlanmış ve anılan Yasanın 86.ıncı maddesinde de tehlike sorumluluğuna kısmen sınırlandırma getirilmiştir. Bu tür bir sorumluluğun oluşması için gereken koşullar olarak, motorlu bir taşıt aracının karayolunda bir zarara sebep olması, sonra bu zararın motorlu aracın işletilmesi sırasında meyadan gelmiş olması ve nihayet zarar ile aracın işletilmesi sırasında uygun bir nedensellik bulunmasının olduğu söylenebilir.
Yine, 6918 sayılı KKK.nun 2. maddesinde, araç sahibi olarak, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş ve sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi tanımlanmıştır. Bu tanımın verdiği kritere göre araç sahipliğine karine olarak, trafik sicilinde o araç adına malik sıfatıyla kayıt açılan kişi olarak anlaşılmak gerekir. KTK’nun 20. maddesi gereğince noterde resmi şekilde yapılan satış ve zilyetliğin devri ile de araç mülküyetinin devredilebileceği kuşkusuzdur. Motorlu taşıt aracının mülkiyetinin devri ile getirilen bu düzenleme kamu düzenine ilişkin olup, bunun haricindeki yapılan harici satışlar veya bu sonucu doğurabilecek kabullerin hukuken korunması olanaksızdır. Aksi, geçerli ve yasal delillerle kanıtlanmadığı sürece tescil maliki işleten olup, doğan zarardan işleten olarak sorumludur. Yargıtayın sapma göstermeyen inançları da bu yöndedir. (11.HD. 09.03.2004, 2003/7684-2004/2369, 19 HD. 30.05.2003, 8403/5819, 4. HD 05.11.2003, 7797/12793,).
Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönecek olursak, davacılar murisinin, trafik sicilinde davalılardan … adına kayıtlı ve diğer davalının hakimiyetinde seyehat ederken meydana gelen iş kazasında vefat ettiği sabit olup, bu husus mahkemenin de kabulündedir. Her ne kadar mahkemece davalı araç malikinin olayda kusuru bulunmadığı sonucuna varılarak hakkındaki dava red edilmiş ise de, bu davalının sorumluluğu kusur degil, 2918 sayılı yasa’nın 85/1. maddesi hükmü gereğince tehlike sorumluluğudur. Yine KTK.nun 86. maddesinde düzenlenen ve işleteni sorumluluktan kurtaran (mücbir sebep, zarar görenin ağır kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru, motorlu aracın çalınması veya gaspedilmesi) hallerin bulunduğu da iddia ve ispat edilmemiştir. Davalı … olay ile ilgili Cumhuriyet Savcılığında verdiği ifadesinde, olaya karışan aracı haricen diğer davalıdan satın aldığını belirtmiş ise de, bu satış ve devir resmi şekilde yapılmadığı için geçersizdir ve araç malikinin işleten sıfatını ortadan kaldırmaz.
Yukarıda da belirtildiği gibi motorlu araçların mülkiyetinin devri ile ilgili yasal düzenleme kamu düzeni ile ilgili olduğundan mahkemece doğrudan (re’sen) gözetilir. Diğer yandan, KTK.nun 3. maddesi gereğince işletenin değiştiğinin kabul edilebilmesi için kira sözleşmesinin geçerli ve uzun süreli olması zorunludur. Davalı … harici satım olgusuna dayandığına göre, somut olayda uzun süreli kiralama nedeni ile işletenin değiştiğinden de söz edilemez. Böyle olunca mahkemece, hüküm altına alınan zarardan diğer davalının da sorumlu tutulması gerekirken, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edenlerden davacılara iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlerden davalılara yükletilmesine, 28.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.